• Unutma;kaçtığın Ve bastırdığım her duygu,hayatını başka akanlarında sana yeni blokajlar olarak geri döner.
  • Bunu okuyan kişi;belki seni tanımıyorum..Şu an kiminle nerede neler yapıyorsun bilmiyorum. Ama tek bildiğim; bu dünya da yaşayan herkes gibi senin de canını sıkan bazı şeyler oldu.
    Birincisi;canını sıkan her neyse o şeyin geçeceğini unutma.Ikincisi de;sen her zaman çok değerlisin..Son olarakta şunu unutma; sen neleri atlatmadın ki,bunu da atlatırsın;))
  • “Benden sonra çiy taneleri dökeceksin ama
    Yıldızlar seni uzun yaşatacak, unutma”

    💐💜
  • Ayrılık vakti geldi çattı..
    Unutma ki tam burada, bıraktığın yerde seni bekleyeceğim.
    Hoşçakal gecem..
    İyi geceler...1K
  • Bak bunu sakın unutma : her gözünü kapayan
    Uyumaz , her veda eden de gitmiş sayılmaz ...
  • Bir gün bana “insan nedir?” diye soracak olursanız, emin olarak verebileceğim tek yanıt şudur, “insan unutandır.” Bu cümlemin içini kendinizden, unuttuklarınızdan pay biçerek siz de rahatça doldurabilirsiniz. Sanırım, yaradılış olarak hakkını verdiğimiz önde gelen eylemlerden biri unutmak dediğimiz. En büyük imtihanımız ise hatırlama sancımız.

    Birkaç haftadır bu unutma mevzusu kafamı kurcalıyor. Bunun en büyük sebebi tercih ettiğim meslek, yani öğretmenlik. Aslında hiç aklımda olan bir meslek değildi bu. Çocuklarla iletişim kuramazdım çünkü lise yıllarımdayken, anlaşamazdım, sevgimi belli edemezdim. Şartlar beni buraya sürükledi diyelim. Yarım gönülle, alışırım, düşüncesiyle tercih ettiğim bölümüme ancak üçüncü sınıfta öğrendiğim tüm teoriyi pratiğe dökebildiğimi gördüğüm anda ısındım ben. Bunun en büyük etmeni aldığımız psikoloji dersleriydi. Bu dersler sayesinde ben ilk çocukluğumu, oynadığım oyunları, kurduğum hayalleri, uydurarak söylediğim şarkıları hatırladım. Kendimi anladım, çocukları anladım. Yine bu dersler sayesinde sancılı ergenlik sürecimi duygu iniş-çıkışlarımın sebeplerini kavradım. O hırçın kızı anladım. Annemi-babamı, iş bulma-hayata atılma sancısı içindeki ağabeyimi, sürekli geçmişteki anılarını anlatan, hayatından umudumu kesmiş anneannemi anladım. İçimde bir yerlere sakladığım o çocukluğumu hatırladım ben. İlk stajımın bitiminde çocuklarla iletişimimi gözlemleyen staj öğretmenimin “Zeyneb sen ilerde çok iyi bir öğretmen olacaksın.” Sözünü işittiğim anı hiç unutmuyorum. Bir anda büyüdüm sanki bu cümleyle ben. Bir cümleyle hayata atıldığımı hissettim. İşte o zaman yolumu bulduğumu hissettim, bu hayatta gerçek bir yolcu olduğumun farkına vardım. İşte o zaman gerçekten yola revan olup işime dört elle sarıldım; içime katacak kadar çok sevdim çocukları, öğrencilerimi. İşte gerçekten o zaman yumuşadı benim yüreğim.

    İnsanız, unutuyoruz. Bu sebeple bize, ara ara unuttuklarımızı hatırlatan, bizi dürten bir araç, bir ‘şey’ olmalı şu dünyada.
    Şimdi bunları neden mi yazıyorum; Yine bir şeyleri monotonluk maratonuna bağlayıp tıkandığım bir zamanda, işleri yoluna koymak için hatırlama sancısı içinde kıvranan bendenize çok iyi bir hatırlatma aracı oldu bu kitap. Şöyle ki;

    Kitap lise öğrencisi olduğunu anladığımız Kadir’in öyküsünü anlatıyor bize. Geniş çerçeveyle bakarsak tam yetişme sancısı çeken bir gencin öyküsü bu, ailesi başta olmak üzere hayatında ona dokunan herkesten adam olmaz senden, damgası yiyen. Sahi adam nasıl olunur? Büyüklerin hazırladığı kalıpların içine girerek mi? Ebeveynlerin gerçekleştiremedikleri projelerin yapıtaşı malzemesine bürünerek mi? Şimdi burada istediğim o döneminizi hatırlayın; anne-babanıza tavrınızı, öğretmenlerinize tavrınızı, birlikteyken dünyayı bile kurtaracak kadar güçlü bir bağla bağlandığınız, ailenizden öne koyduğunuz arkadaşlıklarınızı, duygusal karalamalarınızı, aşk sancılarınızı, dersleri boş verişinizi, okul kılık kıyafetinizi, saç modelinizi, kısaca farklı olma çabanızı. Burdan sonra hikayeye devam edebilirim.

    Kadir ne kadar “senden adam olmaz!, Yine mi sen?, Bıktık senden!” damgası yese de o içine baktığımızda; biraz yanlış anlaşılmaların, dinlenilmemelerin, en önemlisi sevgisizliğin onu hırçınlığa ittiği bir karakter. İnsan davranışlarında sebepsiz sonuç olmadığına inananlardanım. Bir genci başkaldıran, kural dinlemez yahut söz dinlemez yapan, çevresi özellikle de onu yetiştirenler ve yetiştirmeye yükümlü olan öğretmenleri tarafından kötü sözler işitmesine neden olan şey nedir? Yargılamadan önce dinleyemeye ne kadar açığız? Karşımızdakini gerçekten anlamaya ne kadar istekliyiz? Kitapta şöyle bir alıntı geçiyor;

    “…Seni öğretmenlerine sevdirmek istiyorum. Sakın onların canını sıkacak bir şey yapma. İnsanlar çok çabuk nefret ederler, çünkü nefret bir kıvılcımdır ve alev almak için bekler. Öfke nefreti alevlendirir. Onları kazanmak istiyorsan öfkelendirme.”

    Emine Batar bir öğretmen, sanıyorum ki bir ebeveyn aynı zamanda. Sınıf ortamı öğretmenler odasının havasını solumuş biri. Bizi bize yazıyor. Farkında mıyız? Paramparça etti bu cümle beni. Boşa düştüğümüz anda nefret kusmaya, bir çocuktan vazgeçmeye o kadar meyilliyiz ki! Ne çabuk sildik hafızamızdan mezun olurken ettiğimiz o idealizm kokan "Her çocuğa dokunacağım!" cümlelerimizi... Unutuyoruz dostlar! Kitabı okuduğumdan beri, ne yapıyoruz biz diye bas bas bağırıyorum kendi içime, sesim göğsümün duvarlarına çarpıp bana geri dönüyor. Gençlerin (çocukların) bizden beklentileriyle bizim onlardan beklentilerimiz arasındaki köprüde salınıp duruyoruz. Beklentilerimizi karşılayan bireyler yetiştirelim derken köreltiyoruz aslında onları farkında olmadan. İlk yetişkinlik dönemimize dönelim; annemiz-babamız-öğretmenlerimiz bizde neleri yüceltti, neleri köreltti? Yücelttikleri ve körelttikleri şeyler hakikaten bizi topluma yararlı bireyler yaptı mı?

    Bunlar kitabı bitirdiğimden beni kafamda dönen sorular ve sorgulamalar. Gelelim bir öykü olarak Islıkla Çağrılan’a;

    Emine Batar ismini ancak bu yıl duyduğum ve asıl mesleği öğretmenlik olması sebebiyle de kalemini çok merak ettiğim bir yazardı. Islıkla Çağrılan, Batar'ın üçüncü öykü kitabı. İlk uzun öyküsü. Yazarın 1k da hiç okumadığını görmem açıkçası bende kitabı düşük beklentiyle okumama sebep olmuştu ama yazar daha ilk sayfalarda bu düşüncemi yıkmayı başardı. Büyük merakla aştım tüm sayfaları. Islıkla Çağrılan, gerek tekniği gerek anlatımıyla beni en çok etkileyen öykülerden biri oldu diyebilirim. Yazarın dili çok derli toplu, tertemiz. Normalde öykülerde öyle süslü püslü cümleler kurulmaz sadece hikayeye odaklanırsınız, bu da kimi okuru yazarın dilini basit bulma düşüncesine iter. Emine Batar bence dil ve öykünün kurgusunu çok güzel oturtmuş. Özellikle ara ara Kadir’in kendi ağzından çocukluğunu anlattığı geçmişe dönük bölümler çok başarılı yerleştirilmiş hikayenin içine. Şiir gibi bir öykü kitabı anlayacağınız. Yine öyküye yerleştirilen ayna metaforu beni en çok etkileyen detaylardan biriydi.

    Bu haftamın en büyük “iyi ki”si bu kitaptı. İyi ki Emine Batar Kadir’in öyküsünü yazmış. İyi ki bu kitap kütüphaneye düşmüş. İyi ki gözlerim onu seçmiş. İyi ki alıp okumuşum. En kısa zamanda diğer öykü kitaplarını da okuyacağım.

    Başta tüm öyküseverlerin ardından mutlaka tüm anne-babaların ve öğretmenlerin okumasını tavsiye ediyorum. Umarım daha çok okunur. Çünkü Emine Batar’ın dili ve öyküsü daha çok okunmayı hak ediyor.
  • Merhabalar Efendim....!

    Kahveler hazır mı?? Güne nasıl başladınız bilmiyoruz ama biz geldik... Bizsiz güne başlamak olur mu hiç..?
    {Ç News} yine, yeniden yayında...!

    Dün Orhan Veli'yi doğum gününde andık.. Yorumlara bırakılan şiirler gerçekten çok güzeldi.. Hepsini okuduk. Harika bir harman oldu. Beğenileri ve Yorumları ile bizlere eşlik eden tüm 1k okurlarına teşekkürlerimizi iletiyoruz..! İyi ki varsınız..!

    Friedrich Nietzsche ..! Sizler severmisiniz tarihimizin en farklı, en anlaşılması güç filozofunu? Sevenleri onun o anlamı büyük sözlerini yoruma bırakırsa yine güzel bir paylaşım yapmış olacağız.. Nietzsche'nin en sevdiğiniz sözlerini zihninizin o güzel raflarından çıkarıp, yavaşça yoruma bırakmaya ne dersiniz?.. Kalmasın içinizde efendim, herkesle paylaşın.. Bekliyoruz..!

    "Birini suçlamak üzere ileri uzattığın elinin üç parmağının seni gösterdiğini unutma!"
    ~F.Nietzsche

    Bugün üç edebiyat haberi, üç inceleme ile sizlerleyiz... Haydi başlayalım o halde..!

     J. R. R. Tolkien severler bu habere...! Gondolin’in Düşüşü (The Fall of Gondolin) geliyor..! Oğlu tarafından tamamlanan hikayelere bir yenisi daha ekleniyor... Haberin devamı için buyrunuz;

     https://kayiprihtim.com/...su-kitap-oluyor/amp/

    2018 yılında yeni çıkmış ama arkaplan'da kalmış altı kitaba değinmiş sabitfikir. Bir gözatın belki sizde gözden kaçırmışsınızdır..

     http://www.sabitfikir.com/...i-hakkinda-kisa-kisa

    Geçmişte bir döneme gidelim... Ve Michelangelo’nun Alışveriş Listesi'ne bir göz atalım ne dersiniz..? İlginç geldi değil mi? Okurken çok hoşuma gitti sizlerle paylaşmak istedim.. Buyrunuz;

     http://canyayinlari.com/...un-alisveris-listesi

    Paylaştığımız edebiyat haberleri keyifle okunacak niteliktedir. Kesinlikle göz atmanızı tavsiye ediyoruz.. Okuyunuz..


    Bugünün incelemelerini hemen iliştirelim;

    mehmet temiz'in #21027725

    Necip G. 'nın #28874079

    Quidam 'ın #28716852

    "Özenle ve emek harcanarak yazılmış bu incelemeleri öneriyoruz... Her gün üç inceleme diyoruz.. Bu incelemeler kişisel beğenim karşılığında eklenmiştir..! İyi okumalar...!"


    Yine uzunca yazdık... Bugünü de yavaş yavaş sonlandıralım...

    Günün şarkısını şuraya iliştirelim;
     https://youtu.be/deB_u-to-IE

    Mutlu günler diliyoruz 1k okurlarına...!

    Kahvenizi içmeyi unutmayın..!

    Sağlıcakla kalın..!

    {Ç News}