Herkese merhaba
Sizin en sevdiğiniz ‘Tanrılar Okulu’ sözü hangisi? Benimki ‘Düş var olan en gerçek şeydir.’
Tanrılar Okulu üzerinde çok fazla yorum yapılabilecek bir kitap değil bence. Neden mi ? Çünkü bazı kitaplar vardır okurken çok zevk alırsınız ama size neyi anlatıyor, konusu ne diye sorulduğunda cevap veremezsiniz. İşte Tanrılar Okulu da tam olarak böyle bir kitap. Akıcı bir tarzı var, başladığınızda çabucak bitiriveriyorsunuz ama bitirdiğinizi anlamıyorsunuz. Yani kitabın bir sonu yok. Daha çok kişisel gelişim tarzında bir kitap.
Konusuna gelirsek kabaca bir ana karakter var ve onun hayatından kesitler anlatılıyor ancak belirli bir olay örgüsü yok. On bölümden oluşuyor. ‘Bu benim düşlediğim hayat değildi’ diyen herkes kitapta kendi öyküsünü bulabilir.
Alıntı~
Bir kişinin gücü, kendine sahip olmasında ve aynı zamanda kendisine teslim olmasında yatar.
Yoksul olmak, kişinin hoşlanmadığı ve yapmayı seçmediği bir iş karşılığında kendi yaratıcılık hakkından vazgeçmesidir.
Düş, var olan en gerçek şeydir.
Kişinin kendini yenmesi, olumsuz duygularımızın bizi yönetmesine ve boyundurluk altına almasına kesinlikle izin vermemek demektir.
İnsan anladığı ile sınırlıdır.
Kendini geliştireceğin yolda önünde duran tek ve gerçek olan en büyük düşman sensin.
İnsan sadece Şimdi’de ölümsüz olabilir ve Şimdi sonsuzdur.
İmkansız olan, her zaman diğer bir imkan kapısını açar.
Dünya çiğnediğin bir sakız parçasıdır, dişlerinin biçimini alır.
Olanaksız olan, olanaklı olanın alçaktan görünüşüdür.
‘Elmanın ısırılışı anlamsız bir olay değildir. Kendisini ‘yaratıcı’ olandan ‘yaratılan’ olmaya indirgeyen ve öz doğasını terk eden insanın Oluş’undaki düşüşün kararlı bir metaforudur. Elmayı ısırmak demek, dışımızda var olan,bizi içine alan ve bizi yöneten bir dünya olduğuna inanmak, bir başkasının hayaletini kalıcı kılmak demektir. İnsanın bağımlılık halinin ve tüm trajik tarihinin başlangıcıdır.’
‘Hiçbir politika, din ya da ideoloji toplumu dışarıdan dönüştüremez. Sadece bireysel bir devrim, yeni bir ruhsal doğuş, her bir hücrede ve herbir insanda Oluş’un iyileşmesi bizi daha refah içinde, daha akıllıca, daha gerçek ve daha mutlu bir uygarlığa doğru yönlendirebilir.’