Onlardan biri verdiğin bir şeyi kabul ederse yoksul dersin, kabul etmezse riyakâr ve mürai! İnsanlara karışırsa tamahkâr dersin. Karışmaz, çekingen davranırsa kibirli!
Azazil (iblis) dedi ki : "Ey emir, artık hilemi açığa vurayım. Eğer namazın fevt olsaydı gönlüne dert düşecek ah ve figana başlıyacaktın. O teessüf, o figan, o niyaz, yüzlerce zikirden, namazdan üstün olacaktır. Böyle bir ah, hicapları yakmasın diye korktum da seni, onun için uyandırdım (namaza). İstedim ki öyle bir ah etmeyesin, bu suretle de o yola sahip olmıyasın...
Birisi mesçide girerken baktı ki halk mesçitten çıkıyor. "Cemaat dağıldı mı ki herkes, acele acele mesçitten çıkıyor?" diye sordu. Birisi "Peygamber, cemaatle namazını eda etti, duasını bile bitirdi. Ey ham adam, nereye gidiyorsun? Peygamber, çoktan selam verdi" dedi. Adam bir ah çekti ki ahının dumanı göründü. Bir vah etti ki gönlünden kan kokusu geldi. Cemaatten biri "Sen bu ahı bana ver, ben o namazı sana bağışlıyayım" dedi.
Kim seni haktan, hakikattan soğutursa bil ki şeytan o adamın içindedir. Derisinin altında gizlenmiştir. Böyle bir adamın içine girip, böyle bir adamın suretine bürünüp seni aldatamazsa hayaline girer de seni o hayalle kötülüğe sevkeder. Seni gâh gezip eğlenme, gâh dükkân açıp alışveriş etme, gâh ilim öğrenme, gâh ev bark kurup çoluk çocuk sahibi olma hayallerine düşürür. Kendine gel, hemen "Lâhavle" de. Ama sade dille değil; candan, gönülden!