Evliliğin çok saygın bir kurum olmayıp, rahatsız edici ölçüde ahlâkî bir kurum olduğu, aşkın ise şiirsel olduğu iddiası doğru değildir. Hayır, şiirsel olan evliliktir.
Bir kızla aşktan başka bir nedenle evlenmek istemek, daima o kıza hakarettir. Senin ifadelerinden birisini kullanmam gerekirse, at çiftliğine uygun maksatlar, evliliğe uygun değildir.
Evlilikteki ana unsur âşık olmaktır; peki hangisi önce gelir? Aşk mı? Yoksa evlilik mi? Eğer evlilikse âşık olmak sonra mı gelir? Âşık olmanın sonradan geldiği fikri dar görüşlü sağduyu savunucuları arasında pek saygı görmemiştir. Hâlbuki güngörmüş babalar ve hatta anneler kendi deneyimlerinden öğrendiklerini tavsiye ederler ve uğradıkları zararı telafi etmek için çocuklarının da bu deneyimlerinden ders çıkarmasını isterler. Bu durum tıpkı birbirinden hiç hoşlanmayan iki güvercini küçücük bir kafese kapatarak, birbirleriyle anlaşmalarını sağlamaya çalışan güvercinseverlerin bilgeliğine benzemektedir. Bütün bu düşünce tarzı son derece dar görüşlüdür. Bu nedenle evlilik teslimiyete dayanırken, âşık olmak teslim olmak değildir.
Her devletin hainleri olduğu gibi evliliğin de hainleri vardır. Doğal olarak ayartıcıları kastetmiyorum; zira onlar bu kutsal mekâna girmiyorlar. Boşanma yoluyla evliliği terk edenleri de kastetmiyorum; çünkü onlar en azından açıkça isyan etme cesaretine sahipler. Hayır, ben yalnızca zihninde isyanı edenleri, bu isyanını eylem halinde dile getirmeye bile cesaret edemeyenleri, aşkın evliliklerinden uzun süre önce buharlaştığı gerçeği karşısında oturup iç çeken kocaları; bir zamanlar senin her biri kendi evlilik hücresinde oturan, demir parmaklıkları tekmeleyen ve nişanlılığın tatlılığı ve evliliğin acılığı hakkında fantezi kuran deliler dediğin kocaları; evliliğin kurallarına uyan, nişanlanan herkesi kuşkulu bir neşe ile kucaklayan koca ları kastediyorum.