Elif Tekin

Umarım, fırtınadan korkmayı değil, onu sevmeyi öğretirsiniz kendinize.
Alıntı
Reklam
"Onca boş şey arasında bir tek şey var, ruhun sevdiği, yanıp tutuştuğu bir tek şey, parlaklığıyla göz kamaştıran ve yalnızlığına leke sürdürmeyen." " Ruhtaki uyanma; gönlün en derin yerinde gerçek­ leşen uyanma." dedi. "İnsanın bilincini apansız istila eden ve onun gözlerini açan, taşkın, muhteşem bir güç bu. Öyle bir güç ki, içine o doğunca, Hayat'ı, muhte­ şem bir müziğin baş döndüren sağanağı içinde, yoğun bir ışıkla kuşatılmış görür insan. Bu olduğu zaman insan, yerle gök arasında dikilmiş bir güzellik abidesine dönüşür. Yahut zaten böyle olduğunu ha­ tırlatır bakanlara. Bu içe doğan şey gönül­ de apansız parlayan bir alevdir ki, yüreği yakar ve böylece arındırır onu. Yeryüzün­ den yukarılara çeker çıkarır insanı; dipsiz göklerde gezindirir. O bir incelik, bir gö­nül yüceliğidir ki, gönül ona hayran olur, onunla sarhoş olur ve ona uzak düşen her şeye karşı direnir ve onun büyük anlamını anlamaya kendini kapalı tutanlara başkal­ dırır. Gizli bir eldi bu, benim için. Ben, ailem, dostlarım ve öteki şehirliler arasın­ da, onlar gibi bir toplum üyesiyken, göz­ lerimin önündeki perdeyi aralayan gizli bir el..."
Alıntı
"Tırnaklarını boyasa ve parlatsa da, iki­ yüzlülük, her zaman ikiyüzlülük olarak kalacak. Yalan, dokunuşu daha yumuşak ve ince olsa da, asla yalan olmaktan çık­mayacak. Sahte olan, ona ipekli elbiseler giydirip, saraylarda oturtsanız bile, asla gerçeğe dönüşmeyecek. Hırs ve tamah, asla kanaatla özdeşleşmeyecek. Ne de Cü­rüm, erdemle. Ve öğretilere, geleneklere, tarihe yapılan kölelik, yüzünü boyayıp, se­sini gizlese de, hep kölelik olarak kalacak. Evet, kölelik, kendini özgürlük olarak ad­landırsa bile, bütün korkunç biçimleriyle yine kölelik olarak kalacaktır.
Alıntı
trust your gut feeling :)
Gerçekten doğru olduğunu bildiğim şey, içimin, içimdeki benliğin bağırıp durduğu şeydir.
Alıntı
Hayır, dua etmek ya da bir keşiş hayatı yaşamak için yalnızlığı aramış değilim ben. Çünkü kalbin terennümü olan dua, binlerce ağ­ zın bağırması, çığırmasıyla karışmış olsa bile ulaşır Tanrı'nın kulağına. Bir tecrit ve inziva içinde yaşamak, aslında bedeni de, ruhu da paralar, tüketir; insanın eği­ limlerini, yeteneklerini öldürür. Bu tür bir var oluş biçimi benim için tiksindiricidir. Çünkü Tanrı bedenleri ruhların, tahassüs­ lerin ve terennümlerin tapınağı olarak inşa etmiştir. Ve Tanrı 'nın içimize yerleştirdiği güveni hak etmek ve yaşatmak da bizim görevimizdir.
Alıntı
Reklam