Bu yazacaklarıma üç şahidim vardır
Rabbim, baş parmaklarım ve telefonum
Yegane muhattabı ise bu şiirin;
Başına buyruk fevkalade güzel bir eczacı adayı
Hüma dedim adına, nazardan çekinirim
Donuk bakışlarında buldum şifamı
Bir türlü ısınmaz elleri ellerimi bekler
Çok derim az anlar, az derim küser
Hele bi de zülüfleri vardır Hüma’nın
Dillerime destan, beni lal eder…
Dudaklarından bahsedemem burada
Evet derse mahremim olacak.
Evet der mi Rabbim, Hüma?
Çünkü rüyalarıma giriyor ve sevdiğimi biliyor.
Onu da çok seviyorum, onu sevmeyi de
Uzunca bir süre anlamamışım aşık olduğumu
Pek bilmem bu duyguyu tanıyamadım,
Sordu kendisi de hep geçiştirdim..
Duvarlar vursun taş kafama
Vursun ki bir daha sorarsa “evet” diyeyim
İnsan “evet” diyemediği için şair olur mu Rabbim?
Ya da aşık olmayı tanımadığı için?
Karnıma kelebekler uğramadı benim,
Sağa sola sırıtmadımda yerli yersiz.
Bir kez gözlerine bakarken dilim tutuldu
Çokça kez de her sabah ilk o geldi aklıma