Bir sahabi ne zaman kalbi kararsa, tembellik ve gaflet başlasa yakın arkadaşının vefat ettiği eve gider, orada oturup arkadaşının bir zamanlar bu duvarların arasında yaşadığını şimdi ise hiçbir izinin kalmadığını tahayyül ederek her şeyin akıbetinin böyle olacağını hatırlamaya çalışırmış.
Sahabenin kalplerini inceltme yöntemlerinden biri de eskiden capcanlı olan fakat nihayet hayatın ve canlılığın son bulduğu harabelere gidip tefekkür etmek, helaka uğramış kentlere bakıp derin derin düşünmekti.
İnsanlar yalnız kalmaktan, kendini dinlemekten ve zikirden kaçarak dış gündeme dalma eğilimi gösterirler. Sükunetten tek başına kalmaktan ve bir işe uzun süre odaklanmaktan korkmak maalesef bu çağın hastalığıdır. Bu hastalığın elimizden aldığı en önemli ibadet ise zikirdir.
Yunus peygamber balığın karnına girdiği andan itibaren sözlerinde insanlara asla yer vermedi. "Ey Rabbim bana inanmadılar, o sebeple oradan ayrıldım bunda onların da suçu var." demedi. Sadece yana yakıla, "Ben zalimlerden oldum." dedi ve kendinden başkasından şikayet etmedi.