Bir gün, gönlü yaralı Mecnun çölde ağlayıp inleyerek ve hasta bir hâlde gezmekteydi.
Bir levhada, Leyla'nın ve Mecnun'un görüntüsünde çizilmiş iki yüz resmine rastladı.
(Hemen) sevgilisinin resmini levhadan kazıdı ve kendi resmini bıraktı.
Kendisine, iki resimden birini neden sildiğini sordular;
Dedi ki: "Bizim için gerçek birdir; birlikte iki ayrı görüntü bulunmaz."
"Bizim ikilikten kurtulmuş olduğumuzu bilgi sahiplerinin çok iyi bilmesi lazım."
Soran kişi dedi ki: "Sevgilinin resmi kazınsın, senin resmin dursun; bu ayıp değil mi?"
"Sen nasıl kalırsın da, o, toprak olur? Bari onu bırak da kendi resmini kazı!"
(Mecnun) dedi ki: "Aşk yolunda sevilenin sevene örtü olması uygun mudur?"
"Aşıklar ten; sevgili ise candır. Ten gözle görünen; can ise tende gizli olandır."
"Sevilen, örtülmüş olursa bunun ne zararı var? Aşığın ise herkes içinde görünür olması gerekir... Çünkü sevgilinin kim olduğunu âleme gösteren, âşığın gözünden dökülen yaştır..."
Aşk tabibine çok açtımsa da gizli gamlarımı;
Ben hastaya hiç olmadı bir sıhhat imkânı; Ezelden öyle bin derdim var ki, yok asla dermanı...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Ey Fuzulî, hep beni ayıplayıp bağrımı eylersin kan;
Acep bilmez misin ki kolay değil, vazgeçmek aşktan?
Biliyorsun, öyle bir derde düşmüşüm ki, yok ona derman...
Bu yetmez mi ki, bir dert katarsın derdime sen de?
Sevgiliye kavuşursa hayatına ve makamına bir zarar geleceğinden korktu.
O zavallının hayatı ve mevkii yolunun engeli oldu.
Cihanda eski bir usuldür; kâr isteyen zararı da göze almalıdır; canan dileyen cefaya katlanmalı; hazine isteyen ejderhaya tahammül etmelidir.
Bir âşık, sevgisini açığa vurduğunda, onu önce sevgilisi imtihan eder;
Eğer onun eziyetlere sabrettiğini görürse, kırığını tamamen onarır;
Yok, bu sıkıntılara katlanamadığını anlarsa; vuslatının gölgesini onun üzerine salmaz.