Fuzuli

Yazar 9,0/10 · 85 Oy · 6 kitap · 214 okunma ·  163 beğeni

Yazarın Bilgileri

Yazar İstatistikleri

163 okur beğendi.
85 puanlama · 192 alıntı
0 haber · 4.692 gösterim
214 okur kitaplarını okudu.
164 okur kitaplarını okumayı planlıyor.
6 okur kitaplarını şu anda okuyor.
2 okur kitaplarını yarım bıraktı.

Yazar ile İlgili Haberler

Henüz ilgili bir haber eklenmedi.

Paylaş

ya da direk bağlantıyı paylaş

Fuzuli'nin Biyografisi

Mehmed bin Süleyman Fuzûlî (Fużūlī (فضولی); d. 1483, Hilla - ö. 1556, Kerbela ya da Bağdat), Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Türk Bayat boyundan olduğu aktarılmaktadır. Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Yedi Ulu Ozan'dan biri kabul edilir.

Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir.
Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. Daha sonraki öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte; eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Su Kasidesi'nin 2. beytinde; "Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem" "Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" diyerek astronomi bilgisinin de iyi olduğunu ortaya koymuştur.

Türkçe Divanı'nın önsözünde; “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir.

Türkçe, Arapça ve Farsça divan şiirlerini yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.
Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, Ehl-i Beyt'e duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. "Leyla ve Mecnun" mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir.

İran şiirinden Hâfız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemâle erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir. Onun, Kerbela'da 1556 yılında içinde yaygın olan salgın bir hastalık sonucunda, veba veya kolera'dan öldüğü tahmin edilir. Fazilet (erdem) kelimesinin kökü olan "FUZUL" kelimesinden türeyen -fazilet sahibi -erdemli manasında fuzuli mahlasını kullanmıştır.

Irak'ta yaşamıştır. Hayatı yoksulluk, bahtsızlık ve ilgisizlik içinde geçmiştir. Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur. Yaşadığı atmosferi şiirine yansıtmıştır. Kendisi çölde yaşamış; çöl kimsesizlik, hasret ve hüzün demektir. Fuzuli bu unsurları şiirinde yoğurmuştur.

Fuzuli şiirlerinde Tek Varlık görüşünü en fazla işleyen şairdir. Onda "Visal" (Allah'a kavuşma) isteği kuvvetlidir. Ama vuslat yoktur. Tasavvuf onda yaşı ve sanatı ilerledikçe koyulaşmıştır. Divan edebiyatında ilah-i aşkı en fazla işleyen şairdir. Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir. Fuzuli derdi, ıstırabı seven bir kişidir. Nitekim şu beyiti bunu açıkça gösterir.
"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakım zehri dermanındadır."

Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir. Ölüm, toplum, yoksulluk, felsefe, tabiat temalarını hep bu aşk etrafında yazmıştır. Çağdaşlarına göre sade bir dili vardır. Arapça, Farsça ve Türkçe'yi çok iyi bilen şairin gücü; bu üç dilden aldığı kelimeleri kullanıp, bunlarla düşünmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Divan Edebiyatı'nın en büyük şairlerinden sayılmaktadır.
Ferah, bir alıntı ekledi.
04 Tem 2015

''Ey insan,
Kadere az bahane bul.
Buğday ektin de, arpa mı biçtin?''

FuzuliFuzuli
Nur-AL, bir alıntı ekledi.
16 Oca 2015

Boş yere canı yanmaz insanın; ya bir eksiklik vardır geleceğe dair ya da bir fazlalık geçmişten gelen.

FuzuliFuzuli
Ferman Mamedov, bir alıntı ekledi.
 14 Şub 2016

Fuzuli rind-ü şeydadır, hemişe halka rüsvadır,
Sorun kim [ki] bu ne sevdadır, bu sevdadan usanmazmı?!

FuzuliFuzuli
EYUP TETİK, bir alıntı ekledi.
09 Nis 20:21 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sevgili dediği, günün birinde yine çekip gitmeyecek miydi?

Leyla ile Mecnun, FuzuliLeyla ile Mecnun, Fuzuli
Eşref Kebikeç, bir alıntı ekledi.
24 Nis 2015

Hâsılım yok ser-i kûyunda belâdan gayrı
Garâzım yok reh-i aşkında fenâdan gayrı

[(Ey sevgili) sokağının sonunda (yani senin yanına varmakla) belâdan başka elde edeceğim bir şey yok; aşkının yolunda yok olup gitmekten başka bir hedefim yok.]

FuzuliFuzuli
Serpil Ağ, bir alıntı ekledi.
15 May 19:09 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Gazel 61
Devr sermest-i şerab-ı gaflet itmiş alemi
Munca sermestün temaşasına bir huşyar yoh.

( Yaşadığımız devir bütün alemi gaflet şarabıyla sarhoş etmiş ama bunca sarhoşu seyredecek bir ayık kişi yok. )

Divan, Fuzuli (Sayfa 77 - Ayrıntı)Divan, Fuzuli (Sayfa 77 - Ayrıntı)
Merve, bir alıntı ekledi.
21 Mar 2015

Mey biter saki kalır, her renk solar haki kalır. İlim insanın cahilliğini alsa da, hamurunda varsa eşeklik, baki kalır.

FuzuliFuzuli
Eşref Kebikeç, bir alıntı ekledi.
19 Mar 2015

Beni candan usandırdı cefâdan yâr usanmaz mı
Felekler yandı âhımdan murâdım şem'i yanmaz mı
(Sevgili beni candan usandırdı, cefadan usanmaz mı?
Âhımdan gökler yandı, dileğimin mumu yanmaz mı?)

FuzuliFuzuli
Eşref Kebikeç, bir alıntı ekledi.
15 Oca 2015

"Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever"

FuzuliFuzuli
Bütün Alıntıları Göster
Sevi semavi, Leyla ile Mecnun'u inceledi.
25 Eyl 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Leyla ile mecnunu hepimiz biliyoruz kimimiz adını duyduk sadece kimimize göre bu sadece bir efsane kimi buna yürekden bütün samimiyetiyle inanır kimi anlamaz tek cümle bile fakat en güzel fuzûlî yazdı belkide bu yüceler yücesi aşkı birde fuzûlîden okumak gerek..

Merve, Leyla ile Mecnun'u inceledi.
18 Ara 2017 · Kitabı okudu · 14 günde · Beğendi · 8/10 puan

Leyla ile Mecnun alelade yerlerden değil de direkt Fuzuli'den okunmalı. Tabi çeviri biraz sıkıntılı olabiliyor. Fakat ben şahsen kaydedilesi müthiş cümlelere rastladım. Sizin de beğeneceğinizi düşünüyorum

EYUP TETİK, Leyla ile Mecnun'u inceledi.
04 May 09:18 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 10/10 puan

Arkadaşlar bu kitap bence her okur tarafından okunması gereken bir kitaptır siz sayfa azlığına bakmayın ben ne kitaplar gördüm kalınlığı kafam kadar anlattıkları bir sayfalık bir şeyden ibaret bu kitap ise seksen sayfada sekizyüz sayfalık bir konu anlatılmaktadır. Bir aşk hikayesi bundan güzel anlatılamaz fuzulinin kitabını okumanızı tavsiye ederim o yeni çıkan hiçbir şeyden haberi olmayıp sadece ismi "leyla ile mecnun" olan kitapları değil bu kitabı okumalısınız.

Nasıl ki çoğumuz cin ali'yi okumuşsak bunu da okumanızı canı gönülden istiyorum. Okuyun okuyun ki aşk nedir öğrenin, okuyun ki fedakarlık nedir öğrenin, okuyun ki insanlığın ne olduğunu öğrenin , okuyun okuyun okuyun;)))))

Ruhumun Sesi, Divan'ı inceledi.
 17 Ağu 2017 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Fuzulî :
Mehmed bin Süleyman Fuzûlî (Fużūlī (فضولی); d. 1483, Hilla - ö. 1556, Kerbela ya da Bağdat), Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Türk Bayat boyundan olduğu aktarılmaktadır. Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Yedi Ulu Ozan'dan biri kabul edilir.
Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir.
Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. Daha sonraki öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte; eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Su Kasidesi'nin 2. beytinde; "Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem" "Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" diyerek astronomi bilgisinin de iyi olduğunu ortaya koymuştur.
Türkçe Divanı'nın önsözünde; “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir.
Türkçe, Arapça ve Farsça divan şiirlerini yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.
Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, Ehl-i Beyt'e duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. "Leyla ve Mecnun" mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir.
İran şiirinden Hâfız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemâle erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir. Onun, Kerbela'da 1556 yılında içinde yaygın olan salgın bir hastalık sonucunda, veba veya kolera'dan öldüğü tahmin edilir. Fazilet (erdem) kelimesinin kökü olan "FUZUL" kelimesinden türeyen -fazilet sahibi -erdemli manasında fuzuli mahlasını kullanmıştır.
Irak'ta yaşamıştır. Hayatı yoksulluk, bahtsızlık ve ilgisizlik içinde geçmiştir. Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur. Yaşadığı atmosferi şiirine yansıtmıştır. Kendisi çölde yaşamış; çöl kimsesizlik, hasret ve hüzün demektir. Fuzuli bu unsurları şiirinde yoğurmuştur.
Fuzuli şiirlerinde Tek Varlık görüşünü en fazla işleyen şairdir. Onda "Visal" (Allah'a kavuşma) isteği kuvvetlidir. Ama vuslat yoktur. Tasavvuf onda yaşı ve sanatı ilerledikçe koyulaşmıştır. Divan edebiyatında ilah-i aşkı en fazla işleyen şairdir. Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir. Fuzuli derdi, ıstırabı seven bir kişidir. Nitekim şu beyiti bunu açıkça gösterir.

"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakım zehri dermanındadır."

Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir. Ölüm, toplum, yoksulluk, felsefe, tabiat temalarını hep bu aşk etrafında yazmıştır. Çağdaşlarına göre sade bir dili vardır. Arapça, Farsça ve Türkçe'yi çok iyi bilen şairin gücü; bu üç dilden aldığı kelimeleri kullanıp, bunlarla düşünmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Divan Edebiyatı'nın en büyük şairlerinden sayılmaktadır.

#ERKaNiSTPReNSeS, Leyla ve Mecnun'u inceledi.
 06 Oca 00:13 · Kitabı okumayı düşünüyor · Beğendi · 10/10 puan

Çok güzel bir kitab.Ben Muhammed Fuzulinin tüm eserlerini severim bunuda çok seviyorum çok güzel.En güzelide burdakı sevginin dah çok sufi-irfani yani Allaha olan sevgi olması.

Arzu Əliyeva, Leyla ve Mecnun'u inceledi.
26 Ara 2016 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Azərbaycan ədəbiyyatında baxmayaraq ki ,Füzuli ilə birlikdə 4 nəfər Leyli və Məcnun yazmışdır ,lakin ən mükəmməlini Füzuli ərsəyə gətirmişdir.Füzuli Leylinin öz qəlbində keçirdiyi izdirabları,əziyyətləri,sirrini kimsəyə drmədən öz qəlbində saxlamağını;Məcnunun isə Leyliyə qovuşa bilməməsindən dəlilyə dönməsini,çöl -biyabanlığa baş vurmasını böyük ustalıqla qələmə almışdır

Yusuf, Rind ile Zahid - Sıhhat ile Maraz'ı inceledi.
 23 Haz 2017 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Öncelikle bu eseri Rind ve Zahid ismiyle başka bir yayınevi basķısından okuduğumu belirtmek istiyorum. Eserde aklın temsilcisi Zahid ile gönlün temsilcisi Rind hayat felsefeleri doğrultusunda bir tartışmaya giriyorlar. Zahid, Rind'in babası ve oğlunun geleceği icin endişeleniyor. Rind'in bir ilim öğrenip bir iş sahibi olmasını istiyor. Rind'in ise ilim öğrenmede, iş sahibi olmada hiç gözü yok. O eğlenmeye, aylaklık etmeye, dünya zevklerini tatmaya düşkün tamamen duyumcu bir tip. Zaten divan şiirinde Rind böyle bir tipin adı. Rind'in ibadetlerle de arası pek iyi değil. O Allah'a ulaşmak yolunda sarhoş olup kendinden geçme, cezbeye tutulma gibi yolları önemsiyor. Peki şairler Zahid'i mi yoksa Rind'i mi kendilerine örnek alıyorlar? Divan şairleri Rind tipini pek tutarlar. Şiirlerini rindane bir üslupla yazarlar. Şeyhüslamlık yapan şairlerde bile bu üslubu görürsünüz. Aşk, mey, sevgili, saki gibi kavramlar divan şiirinde önemli bir yer tutar. Bunların mecazi bir anlamda ilahi aşkı kast etmek amacıyla kullanıldığı söylenir. Fuzuli bu eserinde Rind ve Zahid'i uzlaştırmaya çalışıyor. Her ikisinin yürüdüğü farklı yolların aynı hedefe ulaştığını anlatıyor. Sonuç olarak akıl ile gönlün birlikteliğini istiyor. Bu Nietzsche'nin Apollon'u ile Dionysos'unun birlikteliği ile aynı şey. Olaya sanat açısından bakarsak her ne kadar bazı sanatçılar akla sırtını dönüp onun tahakkümünden kurtularak kendilerini tamamen duyumculuğa teslim etmek isteseler de ben bunu yanlış buluyor ve Fuzuli'nin görüşünün doğruluğuna inanıyorum. Kanımca akıldan tamamen kopmuş bir şanat ancak anlamsızlık üretebilir.

Bilindiği gibi Leyla ile Mecnun bir aşk mesnevisidir yani şiir. Hikayenin güzelliği bir yana içinde geçen divan şiirleri çok güzel. Kısa hikaye tarzında, bir çırpıda okunabilecek bir eser. Mutlaka okunmalı bence.

Şiirkolik, Leyla ile Mecnun'u inceledi.
24 Haz 2017 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Divan edebiyatının en sevilen eserlerinden biridir leyla ile mecnun fuzuli burada ölümsüz aşkı tanımlamış efsanevi leyla ile mecnun aslında şiirdir yani mesnevi

Klasik edebiyatımızın şaheserlerinden biri. Zamanının en etkili, en bilinen eseri. Yalnızca yazıldığı yerde ve dilde değil. Anadolu' dan, Balkanlar' dan Asya' nın içlerine, Hindistan' a kadar, Türkçe konuşulan ve konuşulmayan çok geniş bir coğrafyada efsaneleşmiş bir eser. Gördüğü itibarı sonuna kadar hak ediyor. Ayrıca zamanını da aşıp, yüzyıllar sonra, günümüzde de öneminden ve değerinden hiçbir şey kaybetmemiş muazzam bir mesnevi. Yazıldığı günden bugüne üzerine yüzlerce şerh ve nazire yazılmış. Pek çok akademik çalışmaya konu olmuş. Kim bilir sinema, tiyatro ve başka sanat dalları için kaç uyarlaması yapılmış. Arap edebiyatının anonim bir hikâyesinin bence en güzel ve edebi hâli. Okuduğum kopyada karşılıklı sayfalarda metnin orijinali ve günümüz Türkçesine çevirisi (yine şiir olarak çevirilmiş) yer alıyordu. Çeviri çok iyiydi. Her ikisini de okumak ayrı ayrı çok zevkliydi. Orijinal metindeki üst düzey dil zamanın edebi Türkçesinin doruk noktası olmalı. Akıcı bir ahenkle okuyanı alıp götürüyor. Metin çok derin, ayrıca incelemek üzerine düşünmek gereken manalar içeriyor. Zaten bu tür eserleri tam olarak anlayabilmek için okumak yetmiyor. Vâkıf olabilmek için epey bilgi donanımına sahip olmak ve belli yetkinliğe ulaşmış olmak gerek. Görünen anlamla yetinmeyip, altındaki anlamları çıkartabilmek için üzerinde çalışmak gereken kitaplardan. Ciddi zaman ayırmak lazım. Yine de her kitaplıkta bulunmalı. Mutlaka okunmalı. Hiç değilse lise edebiyat bölümlerinde başlı başına bir ders konusu olmalı

Bütün İncelemeleri Göster