Fuzuli

Fuzuli

9.0/10
98 Kişi
·
274
Okunma
·
211
Beğeni
·
5.342
Gösterim
Adı:
Fuzuli
Unvan:
Türk divan şairi
Doğum:
Hilla, 1483
Ölüm:
Kerbela Ya da Bağdat, 1556
Mehmed bin Süleyman Fuzûlî (Fużūlī (فضولی); d. 1483, Hilla - ö. 1556, Kerbela ya da Bağdat), Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Türk Bayat boyundan olduğu aktarılmaktadır. Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Yedi Ulu Ozan'dan biri kabul edilir.

Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir.
Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. Daha sonraki öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte; eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Su Kasidesi'nin 2. beytinde; "Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem" "Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" diyerek astronomi bilgisinin de iyi olduğunu ortaya koymuştur.

Türkçe Divanı'nın önsözünde; “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir.

Türkçe, Arapça ve Farsça divan şiirlerini yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.
Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, Ehl-i Beyt'e duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. "Leyla ve Mecnun" mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir.

İran şiirinden Hâfız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemâle erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir. Onun, Kerbela'da 1556 yılında içinde yaygın olan salgın bir hastalık sonucunda, veba veya kolera'dan öldüğü tahmin edilir. Fazilet (erdem) kelimesinin kökü olan "FUZUL" kelimesinden türeyen -fazilet sahibi -erdemli manasında fuzuli mahlasını kullanmıştır.

Irak'ta yaşamıştır. Hayatı yoksulluk, bahtsızlık ve ilgisizlik içinde geçmiştir. Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur. Yaşadığı atmosferi şiirine yansıtmıştır. Kendisi çölde yaşamış; çöl kimsesizlik, hasret ve hüzün demektir. Fuzuli bu unsurları şiirinde yoğurmuştur.

Fuzuli şiirlerinde Tek Varlık görüşünü en fazla işleyen şairdir. Onda "Visal" (Allah'a kavuşma) isteği kuvvetlidir. Ama vuslat yoktur. Tasavvuf onda yaşı ve sanatı ilerledikçe koyulaşmıştır. Divan edebiyatında ilah-i aşkı en fazla işleyen şairdir. Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir. Fuzuli derdi, ıstırabı seven bir kişidir. Nitekim şu beyiti bunu açıkça gösterir.
"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakım zehri dermanındadır."

Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir. Ölüm, toplum, yoksulluk, felsefe, tabiat temalarını hep bu aşk etrafında yazmıştır. Çağdaşlarına göre sade bir dili vardır. Arapça, Farsça ve Türkçe'yi çok iyi bilen şairin gücü; bu üç dilden aldığı kelimeleri kullanıp, bunlarla düşünmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Divan Edebiyatı'nın en büyük şairlerinden sayılmaktadır.
Devr sermest-i şerab-ı gaflet itmiş alemi
Munca sermestün temaşasına bir huşyar yoh.

( Yaşadığımız devir bütün alemi gaflet şarabıyla sarhoş etmiş ama bunca sarhoşu seyredecek bir ayık kişi yok. )
Fuzuli
Sayfa 77 - Ayrıntı
Boş yere canı yanmaz insanın; ya bir eksiklik vardır geleceğe dair ya da bir fazlalık geçmişten gelen.
Mey biter saki kalır, her renk solar haki kalır. İlim insanın cahilliğini alsa da, hamurunda varsa eşeklik, baki kalır.
Fuzuli rind-ü şeydadır, hemişe halka rüsvadır,
Sorun kim [ki] bu ne sevdadır, bu sevdadan usanmazmı?!
Derdime vâkıf değil cânân beni handân bilir.
Hakkı vardır şâd olanlar herkesi şâdân bilir.
Söylesem te’sîri yok sussam gönül râzı değil...
Çektiğim âlâmı bir ben bir de Allâh’ım bilir...
Çok güzel bir kitab.Ben Muhammed Fuzulinin tüm eserlerini severim bunuda çok seviyorum çok güzel.En güzelide burdakı sevginin dah çok sufi-irfani yani Allaha olan sevgi olması.
Leyla ile mecnunu hepimiz biliyoruz kimimiz adını duyduk sadece kimimize göre bu sadece bir efsane kimi buna yürekden bütün samimiyetiyle inanır kimi anlamaz tek cümle bile fakat en güzel fuzûlî yazdı belkide bu yüceler yücesi aşkı birde fuzûlîden okumak gerek..
Leyla ile Mecnun alelade yerlerden değil de direkt Fuzuli'den okunmalı. Tabi çeviri biraz sıkıntılı olabiliyor. Fakat ben şahsen kaydedilesi müthiş cümlelere rastladım. Sizin de beğeneceğinizi düşünüyorum
Arkadaşlar bu kitap bence her okur tarafından okunması gereken bir kitaptır siz sayfa azlığına bakmayın ben ne kitaplar gördüm kalınlığı kafam kadar anlattıkları bir sayfalık bir şeyden ibaret bu kitap ise seksen sayfada sekizyüz sayfalık bir konu anlatılmaktadır. Bir aşk hikayesi bundan güzel anlatılamaz fuzulinin kitabını okumanızı tavsiye ederim o yeni çıkan hiçbir şeyden haberi olmayıp sadece ismi "leyla ile mecnun" olan kitapları değil bu kitabı okumalısınız.

Nasıl ki çoğumuz cin ali'yi okumuşsak bunu da okumanızı canı gönülden istiyorum. Okuyun okuyun ki aşk nedir öğrenin, okuyun ki fedakarlık nedir öğrenin, okuyun ki insanlığın ne olduğunu öğrenin , okuyun okuyun okuyun;)))))
Fuzulî :
Mehmed bin Süleyman Fuzûlî (Fużūlī (فضولی); d. 1483, Hilla - ö. 1556, Kerbela ya da Bağdat), Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Türk Bayat boyundan olduğu aktarılmaktadır. Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Yedi Ulu Ozan'dan biri kabul edilir.
Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir.
Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. Daha sonraki öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte; eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Su Kasidesi'nin 2. beytinde; "Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem" "Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" diyerek astronomi bilgisinin de iyi olduğunu ortaya koymuştur.
Türkçe Divanı'nın önsözünde; “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir.
Türkçe, Arapça ve Farsça divan şiirlerini yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.
Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, Ehl-i Beyt'e duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. "Leyla ve Mecnun" mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir.
İran şiirinden Hâfız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemâle erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir. Onun, Kerbela'da 1556 yılında içinde yaygın olan salgın bir hastalık sonucunda, veba veya kolera'dan öldüğü tahmin edilir. Fazilet (erdem) kelimesinin kökü olan "FUZUL" kelimesinden türeyen -fazilet sahibi -erdemli manasında fuzuli mahlasını kullanmıştır.
Irak'ta yaşamıştır. Hayatı yoksulluk, bahtsızlık ve ilgisizlik içinde geçmiştir. Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur. Yaşadığı atmosferi şiirine yansıtmıştır. Kendisi çölde yaşamış; çöl kimsesizlik, hasret ve hüzün demektir. Fuzuli bu unsurları şiirinde yoğurmuştur.
Fuzuli şiirlerinde Tek Varlık görüşünü en fazla işleyen şairdir. Onda "Visal" (Allah'a kavuşma) isteği kuvvetlidir. Ama vuslat yoktur. Tasavvuf onda yaşı ve sanatı ilerledikçe koyulaşmıştır. Divan edebiyatında ilah-i aşkı en fazla işleyen şairdir. Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir. Fuzuli derdi, ıstırabı seven bir kişidir. Nitekim şu beyiti bunu açıkça gösterir.

"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakım zehri dermanındadır."

Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir. Ölüm, toplum, yoksulluk, felsefe, tabiat temalarını hep bu aşk etrafında yazmıştır. Çağdaşlarına göre sade bir dili vardır. Arapça, Farsça ve Türkçe'yi çok iyi bilen şairin gücü; bu üç dilden aldığı kelimeleri kullanıp, bunlarla düşünmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Divan Edebiyatı'nın en büyük şairlerinden sayılmaktadır.
Öncelikle bu eseri Rind ve Zahid ismiyle başka bir yayınevi basķısından okuduğumu belirtmek istiyorum. Eserde aklın temsilcisi Zahid ile gönlün temsilcisi Rind hayat felsefeleri doğrultusunda bir tartışmaya giriyorlar. Zahid, Rind'in babası ve oğlunun geleceği icin endişeleniyor. Rind'in bir ilim öğrenip bir iş sahibi olmasını istiyor. Rind'in ise ilim öğrenmede, iş sahibi olmada hiç gözü yok. O eğlenmeye, aylaklık etmeye, dünya zevklerini tatmaya düşkün tamamen duyumcu bir tip. Zaten divan şiirinde Rind böyle bir tipin adı. Rind'in ibadetlerle de arası pek iyi değil. O Allah'a ulaşmak yolunda sarhoş olup kendinden geçme, cezbeye tutulma gibi yolları önemsiyor. Peki şairler Zahid'i mi yoksa Rind'i mi kendilerine örnek alıyorlar? Divan şairleri Rind tipini pek tutarlar. Şiirlerini rindane bir üslupla yazarlar. Şeyhüslamlık yapan şairlerde bile bu üslubu görürsünüz. Aşk, mey, sevgili, saki gibi kavramlar divan şiirinde önemli bir yer tutar. Bunların mecazi bir anlamda ilahi aşkı kast etmek amacıyla kullanıldığı söylenir. Fuzuli bu eserinde Rind ve Zahid'i uzlaştırmaya çalışıyor. Her ikisinin yürüdüğü farklı yolların aynı hedefe ulaştığını anlatıyor. Sonuç olarak akıl ile gönlün birlikteliğini istiyor. Bu Nietzsche'nin Apollon'u ile Dionysos'unun birlikteliği ile aynı şey. Olaya sanat açısından bakarsak her ne kadar bazı sanatçılar akla sırtını dönüp onun tahakkümünden kurtularak kendilerini tamamen duyumculuğa teslim etmek isteseler de ben bunu yanlış buluyor ve Fuzuli'nin görüşünün doğruluğuna inanıyorum. Kanımca akıldan tamamen kopmuş bir şanat ancak anlamsızlık üretebilir.
Divan edebiyatının en sevilen eserlerinden biridir leyla ile mecnun fuzuli burada ölümsüz aşkı tanımlamış efsanevi leyla ile mecnun aslında şiirdir yani mesnevi
Bilindiği gibi Leyla ile Mecnun bir aşk mesnevisidir yani şiir. Hikayenin güzelliği bir yana içinde geçen divan şiirleri çok güzel. Kısa hikaye tarzında, bir çırpıda okunabilecek bir eser. Mutlaka okunmalı bence.
Leyla ile Mecnun Tasavvuftan tututnda, maddi manevi birçok olgu üzerine başta Aşk olmak üzere büyük tesir yaratmış, konu olmuş büyük bir yaşam öyküsü, Aşk ve Bağlılık yapıttır. Reşat Nuri Güntekin ve İskender Pala gibi daha birçok değerli yazarca tekrar tekrar işlenen bu eser hâlâ bugün bile bizleri derinden etkiliyor, büyük izler bırakıyor....

Kitabın hacmi çok küçük, daha önce İskender Pala dan okumuştum, Fuzuli' nin orijinal eserinin de kalın bir kitap olduğunu biliyorum, doğal olarak bu eser özet niteliği taşımasına karşın, yazar tarafından güzel hikaye edildiğinden özet okuduğunuzu unutturuyor. İlgisi olanlar için güzel bir başlangıç kitabı olabilir...
Klasik edebiyatımızın şaheserlerinden biri. Zamanının en etkili, en bilinen eseri. Yalnızca yazıldığı yerde ve dilde değil. Anadolu' dan, Balkanlar' dan Asya' nın içlerine, Hindistan' a kadar, Türkçe konuşulan ve konuşulmayan çok geniş bir coğrafyada efsaneleşmiş bir eser. Gördüğü itibarı sonuna kadar hak ediyor. Ayrıca zamanını da aşıp, yüzyıllar sonra, günümüzde de öneminden ve değerinden hiçbir şey kaybetmemiş muazzam bir mesnevi. Yazıldığı günden bugüne üzerine yüzlerce şerh ve nazire yazılmış. Pek çok akademik çalışmaya konu olmuş. Kim bilir sinema, tiyatro ve başka sanat dalları için kaç uyarlaması yapılmış. Arap edebiyatının anonim bir hikâyesinin bence en güzel ve edebi hâli. Okuduğum kopyada karşılıklı sayfalarda metnin orijinali ve günümüz Türkçesine çevirisi (yine şiir olarak çevirilmiş) yer alıyordu. Çeviri çok iyiydi. Her ikisini de okumak ayrı ayrı çok zevkliydi. Orijinal metindeki üst düzey dil zamanın edebi Türkçesinin doruk noktası olmalı. Akıcı bir ahenkle okuyanı alıp götürüyor. Metin çok derin, ayrıca incelemek üzerine düşünmek gereken manalar içeriyor. Zaten bu tür eserleri tam olarak anlayabilmek için okumak yetmiyor. Vâkıf olabilmek için epey bilgi donanımına sahip olmak ve belli yetkinliğe ulaşmış olmak gerek. Görünen anlamla yetinmeyip, altındaki anlamları çıkartabilmek için üzerinde çalışmak gereken kitaplardan. Ciddi zaman ayırmak lazım. Yine de her kitaplıkta bulunmalı. Mutlaka okunmalı. Hiç değilse lise edebiyat bölümlerinde başlı başına bir ders konusu olmalı

Yazarın biyografisi

Adı:
Fuzuli
Unvan:
Türk divan şairi
Doğum:
Hilla, 1483
Ölüm:
Kerbela Ya da Bağdat, 1556
Mehmed bin Süleyman Fuzûlî (Fużūlī (فضولی); d. 1483, Hilla - ö. 1556, Kerbela ya da Bağdat), Türk divan şairidir. Asıl adı Mehmet bin Süleyman'dır. Türk Bayat boyundan olduğu aktarılmaktadır. Türk şiirini önemli ölçüde etkilemiştir. Yedi Ulu Ozan'dan biri kabul edilir.

Ailesi göçebe hayatı bırakıp günümüzdeki Irak bölgesine yerleşmiş olan Oğuzların Bayat boylarındandır. Fuzûlî; ne kadar kesin bilinmese de 1483 yılında Akkoyunlular zamanında şimdiki Irak'ta Kerbela veya Necef'de veya Kerkük iline bağlı Kale semtinde doğduğu tahmin edilir.
Fuzûlî iyi bir eğitim almak için ilk önce Hillah şehirinde müftü olan babasından, ve daha sonra Rahmetullah adındaki bir öğretmenden eğitim görmüştür. Daha sonraki öğrenimi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte; eserlerinden İslamî bilimler ve dil alanında çok iyi bir eğitim aldığı anlaşılmaktadır. Ayrıca Su Kasidesi'nin 2. beytinde; "Âb-gûndur günbed-i devvâr rengi bilmezem" "Ya muhît olmuş gözümden günbed-i devvâre su" diyerek astronomi bilgisinin de iyi olduğunu ortaya koymuştur.

Türkçe Divanı'nın önsözünde; “İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir, temelsiz duvar da değersizdir.” demektedir.

Türkçe, Arapça ve Farsça divan şiirlerini yazmıştır. Eserlerinde kullandığı dil dönemindeki divan şairlerine göre daha sade, anlaşılır bir Türkçedir. Halk deyişlerinden bolca yararlanmıştır.
Bedensel zevklerden ziyade tasavvufî bir aşk, Ehl-i Beyt'e duyulan özlem, ayrılık acısı şiirlerinin konusunu teşkil etmiştir. Duygu ve düşüncelerini çok içten ve lirik bir şekilde ifade etmeyi kolayca başarmıştır. Bu açıdan bakıldığında Türk şiirinde karşılaştırılabileceği tek şair Yunus Emre'dir. "Leyla ve Mecnun" mesnevîsi aynı konuda yazılmış (Arapça ve Farsça dahil) en iyi mesnevîlerden biridir.

İran şiirinden Hâfız, Türk şiirinden ise Nesimî ve Nevai çizgisini en başarılı şekilde kemâle erdirmiştir. Kendisinden sonra gelen bütün divan şairlerini etkilemiştir. Onun, Kerbela'da 1556 yılında içinde yaygın olan salgın bir hastalık sonucunda, veba veya kolera'dan öldüğü tahmin edilir. Fazilet (erdem) kelimesinin kökü olan "FUZUL" kelimesinden türeyen -fazilet sahibi -erdemli manasında fuzuli mahlasını kullanmıştır.

Irak'ta yaşamıştır. Hayatı yoksulluk, bahtsızlık ve ilgisizlik içinde geçmiştir. Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur. Yaşadığı atmosferi şiirine yansıtmıştır. Kendisi çölde yaşamış; çöl kimsesizlik, hasret ve hüzün demektir. Fuzuli bu unsurları şiirinde yoğurmuştur.

Fuzuli şiirlerinde Tek Varlık görüşünü en fazla işleyen şairdir. Onda "Visal" (Allah'a kavuşma) isteği kuvvetlidir. Ama vuslat yoktur. Tasavvuf onda yaşı ve sanatı ilerledikçe koyulaşmıştır. Divan edebiyatında ilah-i aşkı en fazla işleyen şairdir. Bu durum ondaki ideal aşkı gösterir. Fuzuli derdi, ıstırabı seven bir kişidir. Nitekim şu beyiti bunu açıkça gösterir.
"Aşk derdiyle hoşem el çek ilacımdan tabib Kılma derman kim helakım zehri dermanındadır."

Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir. Ölüm, toplum, yoksulluk, felsefe, tabiat temalarını hep bu aşk etrafında yazmıştır. Çağdaşlarına göre sade bir dili vardır. Arapça, Farsça ve Türkçe'yi çok iyi bilen şairin gücü; bu üç dilden aldığı kelimeleri kullanıp, bunlarla düşünmesiyle ortaya çıkmıştır. Bu yönüyle Divan Edebiyatı'nın en büyük şairlerinden sayılmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 211 okur beğendi.
  • 274 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 202 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları