Ozan

• Burkitt lenfoma vakalarının %90'ında tümör hücreleri 8. ve 14. kromozomlar arasında bir translokasyon içerir, MYC geni aşırı eksprese edilir. • Folliküler lenfomada ise, kromozom 14 ve 18 arasında karşılıklı bir translokasyon meydana gelir. Bu translokasyon sonucunda, bir antiapoptotik gen olan BCL2 aşırı eksprese edilir. • Kronik myeloid lösemide izlenen ve 9. kromozom ile 22. kromozom arasında meydana gelen karşılıklı translokasyon sonucu oluşan Philadelphia (Ph) kromozomu. BCR-ABL füzyon geni, çok güçlü transformatif etkiye sahip yeni bir tirozin kinazı kodlar. ( İmatinib ve Ponatinib) • Ewing sarkomunda görülen 11;22(q24;q12) translokasyonu, onkogenik yeni bir transkripsiyon faktörünü kodlayan bir füzyon geninin oluşumuna iyi bir örnektir. Bu rearanjman, birer transkripsiyon faktörü olan EWS ve FLI1 genlerinin belli bölgelerinin füzyonuna yol açar ve bu füzyon kimerik bir transkripsiyon faktörünü kodlar. (TK-216) • Solid tümörlerdeki bazı füzyonlar (örn. akciğer kanserinde izlenen EML-ALK füzyonu) da tedavi hedefi olarak kullanılmaktadır.
Sayfa 202
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Alıcının immünsüpresyonu, tek yumurta ikizleri hariç bütün organ transplantasyonlarında bir zorunluluktur. Halen siklosporin, bununla ilişkili FK506, mofetil mikofenolat (MMF), rapamisin, azatioprin, kortikosteroidler, anti-timosit globulin ve monoklonal antikorlar (örn, monoklonal anti-CD3) gibi ilaçlar kullanılmaktadır. Siklosporin ve FK506, özellikle IL-2 geni gibi sitokin genlerinin transkripsiyonlarını inhibe ederek T hücre aracılı immüniteyi baskılar.
Sayfa 165
Belimumab
SLE tedavisi olarak BAFF'ı bloke eden bir antikorun kullanılmasının ılımlı başarısına yol açmıştır.
Sayfa 153
(Tip III Aşırı Duyarlılık)
İdrar ve sinovyal sıvı gibi diğer sıvıları oluşturmak için kanın yüksek basınçta filtrelendiği organlar, immün komplekslerin yoğunlaştığı ve depolandığı bölgelerdir. Bu nedenle, immün kompleks hastalığı genellikle glomerülleri ve eklemleri etkiler.
Sayfa 141
Sepsis başlangıçta glukokortikoid üretiminde akut bir artış ile ilişkili olsa da bu fazı adrenal yetmezlik ve glukokortikoidlerin fonksiyonel eksiklikleri izleyebilir. Bu durum, adrenal bezlerin sentez kapasitesinin azalmasından veya dissemine intravasküler koagülasyon nedeniyle oluşan adrenal nekrozdan kaynaklanabilir (Waterhouse-Friderichsen sendromu).
Sayfa 118