Roma imparatoru (Kayzer-i Rúm) unvanı I. Selim'in zamanında terk edildi. Arabistan ile Mısır'ın fethi ve Sultan Selim'in Mekke-Medine'nin hadimi unvanını alması, Türk İmparatorluğu'nun İslami ideolojisini güçlendirdi. Artık Roma ideolojisi ikinci plana atıldı.
"Fatih Büyük İskender'in, Augustus'un, Konstantin'in hayatlarını okur, onları her bakımdan geçmeye çalışırdı. En büyük emeli, imparatorluğunun sınırlarını genişletmekti."
Papa II. Pius Fatih'e bir mektup yazdı ve onu Hıristiyanlığa davet etti. "Hıristiyanlığı kabul edersen, en büyük hükümdar ve 'arbiter mundi' (dünya hâkimi) olacaksın. Bunun için sadece biraz suya ihtiyacın var (vaftiz edilmeye)" diyordu. Vakia mektup müsvedde hâlinde Vatikan arşivlerinde kalmıştır. Mektubun padişaha ulaştığı söylentisi Babinger'in abartmasıdır.
Uzak Arnavut dağlarından devşirilen bir köylü çocuğu olan Ayas Paşa bu memleketin sadrazamı olmuştur.
Fenerli beylerden Mavrokordato'yu Eflâk'a bey yapmışlardır; modern Romanya'yı onun kurduğu söylenir.
İlk Arnavut tiyatro eserini yazan Şemseddin Sami Fraşeri Türklüğe o kadar hizmet etmiştir ki ilk romanımızı o kaleme almıştır. Onun Arnavutça yazdığı tiyatro eserini ise ilk defa Türkçe olarak Ermeni Güllü Agop oynatmıştır.
İmparatorluk budur. İmparatorlukların kendine özgü şartları vardır. Bu özgünlüğün içinde, klasik Roma'dan 19. asrın başındaki Osmanlı İmparatorluğu'na kadar Roma'nın ruhu yaşar.