Kahvaltıdan sonra elektrik süpürgesiyle evi süpürdü.Tozlu zeminin süpürge geçtikten sonra tozdan arınışını görmek,döküntülerin süpürgenin haznesine doğru emilirken hortumda çıkardığı tıkırtıları duymak Cemil'i mutlu etti.Süpürgenin düğmesine basıp kablosunun otomatik olarak sarılmasını izlemek de güzeldi.
Su tatlı tatlı tıkırdamaya başladı ve karşınızda Oktay Rıfat:Kaynayan çaydanlığın mutfağa diktiği o kokulu ağaç.Şairler böyle birdenbire ve alçakgönüllü bir şekilde ortaya çıkmayı severler.
:)
Bu sessizliğin ve kıpırtısızlığın içinde Cemil kendisinin de babası kadar ölüme yakın olduğunu düşünüyor.İkisi de ölecek.Evet,yolun sonunda iki adam,şiirin bile fayda etmediği çünkü şiir çaredir bir bakıma ölüme,özellikle de son dize ve her şeye çengel atan kafiye.