Ayşe

“Eskiden hayat ölümle tamamlanırdı. Şimdi yarım kalıyor. Sevgiyi ve saygıyı haketmenin tek yolu var: ortalıkta görünmemek; yani isminiz bilinmeli, fakat kimseyle temas kurmamalısınız. Namınız yürürken siz saklanmalısınız. Ünlenmeli fakat meşhurluktan sakınmalısınız.”
Sayfa 248·Kitabı okudu
Reklam
“Sağırlığa sığınmak demiştim ya… hariçten gelen veri, mesaj, duygu… bombardımanı altında parçalanmaktan sakınmanın tek yolu duyarsızlık sanırım. Duygularımızın değişmesiyle birlikte başkalaştığımız için, itiraflarımız geçersizleşiyor. Ne yazık ki inkar, varoluşumuzun başat işlevi. Kendimizden kuşkulanmakta haklıyız. Suçluyuz zira.”
Sayfa 248·Kitabı okudu
“Kötümser miyim gerçekten? İyicil kötümserleri bilirsiniz. Aslında tek yaptıkları, harekete geçmeden önce, en kötü ihtimali yedeğe almaya çalışmaktır. Kaybı, yenilgiyi, aksaklığı hesaba katmadıkça kendilerini hazır hissetmezler. Galiba ben onlardan biriyim.”
Sayfa 247·Kitabı okudu
“Tanrı buyruğunu, filozof bilgeliğini, sanatsal terbiyeyi aşan, daha doğrusu heba eden bir şey varsa, o da işte beşeriyetin bu kahrolası/kahredici tutarsızlığıdır: içgüdülerim zehirli dalgaları tasavvuru da, mefkureyi de, muhayyileyi de vuruyor. Sınırları saptayamıyoruz artık. Ciddiyetin zirvesinde kaypaklık, aşkın merkezinde sadakatsizlik, dostluğun mayasında kalleşlik… İç alemimizin arşivinde yalanlar kataloglanıyor.”
Sayfa 247·Kitabı okudu
“Eylemsizliğin, suskunluğun, giderek kayıtsızlığın sırrına eremediğimiz için bocalıyoruz. İlişkilerimizi boşluklar dolduruyor. Konuşurken, dertleşirken, hatta sevişirken bile birbirimizden kaçınıyor, kaçıyoruz. Düşüncemiz, duygumuz ve sezgimiz ile sözümüz, halimiz ve eylemimiz birbirine zıt. Aşk ise bir mola; doğası gereği kısa, verimsiz ve göstermelik. Aşk.. ımmm, müstehcen bir temenni galiba? Onu dua gibi göstermeye çalışmakla günaha giriyoruz. “
Sayfa 247·Kitabı okudu
Reklam