Hosçakal
Siyah beyaz tuslarinda piyanomun
seni çaliyorum simdi.
Çaldikça çogaliyorsun odada,
sen arttikça ben kayboluyorum.
Seni doguruyorum geceye,
adini koyuyorum aya bakarak.
Her sey sen oluyor,
her yer sen, ben ölüyorum.
Sesini duyuyorum rüyalarimda,
gözlerimi kamastiryor ışığın.
Rüzgar sen gibi dokunuyor bana,
ben doguyorum.
Duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç, dokunmuyorsun bana.
Sen gibi bir simsek çakiyor,
tam kalbime düsüyor yildirimi,
ben gidiyorum.
Birkaç saat her şeyi nasıl da değiştiriyor - ya da daha doğrusu, şimdinin, hasar görmüş ve aşınmış olsada tükenmemiş, yaşayan bir geçmişin keskin sızısını taşıyordu.