Manevî bakımdan en üst düzey yön kaybının yaşandığı merhale de Kur’an’a göre bir tür ölümdür. Küfür, inkâr ve dalâlet olarak isimlendirilen bu yön kaybına düşen kimse Kur’an’da (manevî bakımdan) ölü olarak isimlendirilir. Allah’ı ve Kur’an’ı inkâr ederek Hz. Peygamber’e karşı gelen herkes; kâfirler, müşrikler, zalimler, hainler; yani Allah’ın kendilerine gazaplandığı bütün ehl-i dalâlet Kur’an’a göre şuursuz olup manen ölü sayılır. Çünkü onlar dirilişin ruhu olan vahyin nuruna sırt çevirmişlerdir.
Namaz insana tevazuyu öğretir. Namazda tevazunun zirvesi secdedir. Allahın Hz. Adem’e secde emrine karşı gelen İblis’in Kur’an’da küfür ve kibir ile vasıflanması da bu açıdan oldukça manidardır.
İnsanın namaz sayesinde elde ettiği sevgi ve güven onun diğer insanlara duyacağı güven ve sevginin temelini oluşturur. Bu sevgiye ulaşamamış insan diğer insanları küçük görür, onlara karşı kaba ve yıkıcı davranışlar sergiler. Günde 5 defa insanla Allah arasında kurulan canlı ve güncel bir ilişki olan namaz ile insan, bütün nimetlerin sahibinin Allah olduğunu fark eder; bundan dolayı sahip olduğu nimetlerle kibre ve gurura kapılmaz; mütevazı olur.