Zaman tarafından kovalanmadan ve zamanı kovalamadan, "yekpare geniş bir anın, parçalanmaz akışında kaybolabilmek. Yaşadığımız çağda bunu gerçekleştirebilmek çok zor zira sürekli bizi meşgul edecek uyaranların peşinde koşuyoruz. Daha çok uyarana alıştığımızda, daha da fazlasını istiyor ve adeta uyaran açlığından can çekişiyoruz. Dijital dünya yalnızlık ve can sıkıntısı için imdada yetişiyor. Beynimizi "uyaran bombardımanı"na tuttuğumuzda usulca, sükûnetle yapılması gereken işler, günübirlik ritüeller sıkıcı hale gelebiliyor. Ne de olsa hayat, ekran imgelerinin hızında akmıyor. Bundan olsa gerek, günümüz gençleri video veya dizi konuşmalarını hızlandırarak dinlemeyi seviyor.
Bir oy, bir vergi numarası, nüfus kütüğünde bir sayı değilim. Bir insanım ben, hayatımın bir anlamı var. Ben içinde olduğum için, tarihin ve coğrafyanın, sistemlerin ve normların bir anlamı var.