İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nin 1. maddesi, "Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar" ifadesine yer vermektedir. Bu madde, insanların doğuştan hür ve haklar bakımından eşit olduğunu vurgulayarak, kimsenin diğerinden farklı ve özel yaratılmadığını ve dünyadaki idealin de yaradılıştaki bu eşitliği yaşama geçirmeye yönelik olması gerektiğini vurgulamaktadır. Zira eşitsizliği, doğuşta var olan bir yazgı olarak kabullenmek, eşitliği sağlamayı imkansızlaştıracaktır.
Her şeyi Allahın yarattığını defalarca tekrarlayan Kur'an ise, yaradılıştaki farklılıkları, bir ayrıcalık olarak ifade etmekle, eşitsizliği olağan kabul etmektedir. En'am suresi 165. ayette, "Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde sizi denetlemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O'dur" denilmektedir. Bu ayetin tefsiri, "Allah şerefte, akılda, malda, mevkide insanların bazılarını diğer bazılarından üstün kılmıştır. Kimi güzel, kimi çirkin, kimi zeki, kimi bön, kiminin geçimi bol, kiminin dar, kiminin mevkii yüksek vs." (Süleyman Ateş, Kur'an-ı Kerim Tefsiri, cilt 2, s.969) şeklinde yapılmıştır. Farklılıkların doğuştan var olan ayrıcalıklar ve Tanrısal iradenin kararı olarak kabulü halinde, insanın bu eşitsizliği değiştirmek yolundaki gayreti acaba Tanrısal iradeye karşı gelmek mi olacaktır?