1. Gördüklerim Karataç zehri değil, gerçekti.
2. Canavarlarla dolu bir yerde mahsur kaldım.
3. Dün bir goblin ve vampirin düşmanlığını kazandım.
4. İnsanlardan nefret ediyorlar, yani insan olduğumu belli edemem.
5. BURADAN ÇIKMAM GEREKİYOR.
Yaşadığımız her şey bizi sabırsızlığa itiyor. Belki de türümüzün ömrünün fazla uzun olması ve bu ömrü değerlendirişimiz vicdan azabı duymamıza yol açıyordur.
Allah "Hac esnâsında kurban kesilecek" buyurduysa, insanın bunu değiştirmeye ne hakkı ve ne de salâhiyeti vardır. Kurban kesmekle hayvanların isrâf edildiğini öne sürenler veya "bu kadar hayvanı boğazlamak gaddarlıktır" şeklinde konuşanlar, nedense her gün kasaba gidip pirzola, biftek almayı da ihmål etmiyorlar. Böyle merhametçilik olmaz! Dünyanın tüm ülkelerinde, hergün milyonlarca hayvan boğazlanır, hiç kimsenin sesi çıkmaz; Allah için kesilince vaveylâ kopartılır! Pervasızca bir çifte standartlılık.... Bu tipler hem Müslüman olmazlar - zaten onlanı "olun" diye zorlayan da yok-hem de İslâmî konularda ahkâm kesmekten hayâ etmezler. İslâm'1, hatta Arapça'yı bilmeden İslâm hakkında fetva verirler. Öyle ki, hiçbir eğitimi olmadığı halde bir tıp doktoru, bir mühendis, bir siyasetçi, bir edebiyatçı, hiç çekinmeden İslâm hakkında kolayca hüküm vere-biliyor. Bu şuna benziyor: Müslümanlar arasındaki bir savaşta, herhangi bir Batılı gayrımüslim, bu savaşın meşru olup olmadığını tartışabiliyor, fetva verebiliyor.