Bütün sene adına ve çılgınlığına sarıldığım ilk isim.Van Gogh’la veda ediyorum bu kötü seneye.Elbette rakamların, yılların kutlamaların bir şey getirdiği yok bunu ben de biliyorum.Yine de sarılmak istiyor insan hayata kenarından. “ İnsan kimi kez korkunç umutsuzluğa kapılıyor, sanki cehennemdeymiş gibi hissediyor...” demişti Theo’suna.Bazı zamanlar 49 farklı cehennem hisseder oldum bir günde.Hepsinde doğaya, sanata iyi olan ne varsa ona sığındım.Şu kızıl kaçığın içinde ne tutku varsa peşine düştüm.Her cehennemden tutup çekip aldı beni. “Çoğu insanların gözünde neyim ben -değersizin biri ya da tuhaf, aykırı, hoşa gitmeyen bir adam- toplumda kendine bir yer bulamamış, yer bulamayacak bir yaratık, yani hiçten de daha aşağı bir şey.” diye yazmıştı mektubunda.Çoğu insanı bilmiyorum ama benim gözümde ve tanıdığım diğer insanların gözünde sen bakmayı bilen insanların manzaralarında, hayatta tutunacak çiçekli badem dalları çizen harika bir ressamsın.Ondan da öte insansın..Çılgınlığıyla, tutkusuyla, sevgisiyle, öfkesiyle. “ Ah Theo, tonlar ve renkler ne büyük şeyler!!Bunları hissetmeyi öğrenemeyen biri ise gerçek yaşamdan ne kadar uzakta!” derken ne kadar haklıydın!!Renklere aşık olan ben, Ra, lola, bazen isimsiz öylesine biri, içimizde var olan her tutku adına sana ve renklerine hayranız!
İyisini kötüsünü aldığını verdiğini hesaplamadan, tartmadan sadece sana veda etmek istiyorum senenin son günü..
Git hadi 2019.
Çok yordun bizi. Vincent’ın dediği gibi “...yorgunsak eğer, bu dah önceden çok uzun bir yolu yürüdüğümüzden değil midir? Ve insanın yeryüzünde verilecek bir savaşı olduğu doğruysa, o bezginlik duygusu ve başın yanıp tutuşması, uzun süredir mücadele ettiğimizin bir göstergesi değil midir?” Öyle değil midir gerçekten de? Yorgunum birçoğumuz yorgunuz. Ve dinlenmek