“Onun gözəl yaradılışının heyranediciliyindən biri, çox ləpələnən qarmaqarışıq dərin dənizin suyundan quru və hərəkətsiz yeri yaratmasıdır. Ondan sonra (onun buxarından) göylərin bir-birinin üstündə yerləşmiş qatlarını yaratdı və onları, birgə olmalarından sonra bir-birindən ayıraraq yeddi səma etdi.” Nəhcül-Bəlağə ( 202- ci xütbə)
Muharrem ayında ne yapılır?
Hicri yılın ilk ayı olan Muharrem ayında yapılacak dua ve ibadetler... “Muharrem” hürmet edilen anlamındadır. Bu ay, Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem tarafından Allah’ın ayı diye nitelendirilmiştir. (Müslim, Sıyâm, 202; Ebû Dâvûd, Savm 55; Tirmizî, Savm, 40) Bu niteleme Muharrem ayının faziletine, ilahî feyz ve bereketinin bolluğuna işarettir. Oruç Tutmak Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Ramazan orucu dışında en fazîletli oruç, Allâh’ın ayı Muharrem’de tutulan oruçtur. Farzlar dışında en faziletli namaz da gece namazıdır (teheccüd).” (Müslim, Sıyâm 202, 203; Nesâî, Kıyâmu’l-leyl, 6) Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem Muharrem’in 9-10 veya 10-11’inci günlerinde Aşûre orucu tutardı. (Bkz. Buhârî, Savm 47, 69, Enbiyâ 24; Müslim, Sıyâm, 113-133; Tirmizî, Savm, 48; Ahmed, I, 241.)
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu: “Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur.” (Müslim, Sıyâm, 202)
Din İslam
İşi siyasete vurdurmadan bir düşünceyi irdeleyeyim. ---yerde 202? yıllarında --- belediyesi tarafından --- noktası ile --- noktasını birbirine bağlayacak metro hattının tamamlanması (açılması !?) için afişler sözler vaatler vs verildi. Tamam iyi güzel hoş . Şimdi bu yapının yapılacak mühendislik ilmi altında çalışmalarının bir türlü tamamlanmaması üzerine bayağı da düşünmüştüm. Bu metro hattı neden yapılmıyor yani süreç uzun mu gerçekten , bir metro istasyonunun tamamlanması için gerekli makineler, alet edevat ne lazımsa teminatı zor mu diye..Çünkü okulun ilk yılından itibaren hattı kullanıp rahat bir şekilde ulaşım sağlayabileceğimi umut ediyordum uzun bir süre geçti hala yok... Tam olarak hattın bulunduğu yerin merkezini teknik gezi adı altında 5 yıl sonra ziyaret etmek nasip oldu.. devasa kazık sistemleri, güzergah planlanması...çok terim vermeyeyim gibi sebeplerden ötürü biraz varsayım, biraz kabullenme biraz he evet herhalde öyledir diyip ve tabi en önemlisi sırasıyla diğer istasyonlar tamamlanıp bizim gözümüzün nuru istasyon da açılmak üzere 2027 gibi bir tarih alarak şantiyeden ayrıldık..
Soru: Hanefî mezhebine göre eşler arasındaki cinsel birlikteliğin belirli bir sayısı var mıdır? Eşler en fazla ne kadar süre birbirinden uzak kalabilir? Cevap: Hanefî mezhebinde tercih edilen görüşe göre, eşler arasındaki cinsel birliktelik için günlük, haftalık veya aylık olarak belirlenmiş kesin bir sayı yoktur. Bu hususta asıl ölçü, eşlerin ihtiyacı, karşılıklı rızası ve özellikle kadının iffetinin korunmasıdır. Bu sebeple kocanın, eşinin meşru ihtiyacını karşılayacak ve onu mağdur etmeyecek şekilde birliktelikte bulunması dinen gerekli görülmüştür. Mezhebin temel kaynaklarında birlikteliğin belirli bir sayıya bağlandığına dair fetvaya esas bir hüküm bulunmamaktadır. Her ne kadar İmam Ebû Hanîfe’den, tek eşli bir kimsenin eşine dört günde bir gece ayırmasının uygun olacağı yönünde bir rivayet nakledilmişse de, mezhepte tercih edilen görüş; bunun bağlayıcı bir sınır olmadığı, durumun eşlerin ihtiyacına ve kadının gönül hoşnutluğuna göre değerlendirilmesi gerektiğidir. Bununla birlikte Hanefî fakihleri, eşlerin birbirinden uzak kalabileceği makul sürenin üst sınırını Kur’ân-ı Kerîm’de geçen “îlâ” müddetiyle ilişkilendirerek dört ay olarak değerlendirmişlerdir. Buna göre kocanın, geçerli bir mazereti ve eşinin rızası bulunmaksızın cinsel birlikteliği dört aydan fazla terk etmesi caiz görülmemiştir. Ayrıca kocanın çok sık birliktelik talep etmesi sebebiyle eşine bedenen zarar vermesi veya onu gücünün üstünde bir şeye zorlaması da caiz değildir. Bu konuda esas olan, eşlerin haklarını gözetmek, zarar vermemek ve aile huzurunu korumaktır. İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, 3/202.
Din İslam
KİRALIK KONAK: TAKLİD ve MALEDİŞ
Özellikle Turgenyev’in “Babalar ve Oğullar”ından sonra, nesiller arası çatışmaların ele alındığı birçok eser yazılmıştır. Türk edebiyatında bu hususta yazılan ciddî sayılabilecek ilk eser, Yakup Kadri’nin, Cumhuriyet’in arefesinde (1922 yılında) yayınlanan “Kiralık Konak” adlı romanıdır. Bu kitabta, Batılılaşma cereyanının şiddetiyle sarsılan toplumda, nesillerin, duygu, düşünce, hassasiyet ve tabiî ki yaşayış tarzı olarak birbirlerinden kopuşunu, bir konağın dağılışı etrafında canlandırmıştır yazar. Konak satılığa çıkarılır ve ailenin ferdleri farklı yerlere, yaşantılara savrulur. Konağın sahibi olan ve “eski”yi temsil eden Naim Efendi yalnızlığa terkedilir. Tıpkı dağılan konak gibi cemiyet de gün geçtikçe çürümekte ve özüne yabancılaşmaktadır. Kısacası, bu roman, bir toplumun, üç neslin şahsında çöküşünün ifâdecisidir. “Kiralık Konak”la ilgili bu çizgileri görünce, hemen sevgili Üstad Necib Fazıl’ın “Ahşap Konak”ını hatırlayabiliriz. Üstad’ın bu tiyatro eserinde de yine bir konak çevresinde yaşanan üç neslin birbiriyle olan savaşı, Türk tiyatrosunun en önemli eserlerinden birisi olarak sanat semâlarına nakşedilmiştir. Fakat bu malzeme benzerliğinin aksine, altyapı bahsinde çok büyük farklılıklar vardır. “Halbuki, becerikli veya beceriksiz, herhangi bir kopyacıda, bin bir şairin aynı zaman ve mekânda sahip olduğu kaba ayniyetlerden hepsini bulursunuz da, öz bünyeden katılacak esrarlı cevher diye tarif ettiğimiz şahsiyet hamurundan tek zerre bulamazsınız. Çünkü kaba unsurların taklidi mümkün, İNCE TERKİP SIRLARININ TAKLİDİ İMKÂNSIZ… Herhangi bir terkip sırrı taklit edilebildiği anda, artık o bir taklit değil, aslî örnek olur.” (Necip Fazıl Kısakürek, Şahsı, Eseri ve Tesiriyle Namık Kemâl, Büyük Doğu Yay., 3. Basım, İstanbul 1992, s. 202,) __Üstad’ın
Yakup Kadri Karaosmanoğlu