İlk defa bu ismi görünce kim diye baktım ve Amores Perros (2000), 21 Grams (2004) ve Babel (2006) filmlerinin arkasındaki isim olunca dedim kitaplarını kesinlikle okumalıyım ve pişman da olmadım.
Kitap Kırmızı Pazartesi gibi başlıyor ve öyle de bitiyor ama hikaye o kadar absürt ki şaşıramıyorsunuz. Çünkü hayat da aynen böyle absürt.
Adela adında bir kız bıçaklanmış ve bir şekilde bir tarlada bulunuyor. Bundan sonrası tam bir nbc filmi gibi ilerliyor. Örgütlü cahillik ile bir sonraki katil ve maktül belirleniyor ve geri dönüşü olmayan bir yola giriliyor.
Spoiler içeren bu kısmı ona göre okuyun. Ramon adında bir genç birden kendini Adela’nın sevgilisi olarak bulur ki bu aynı zamanda intikamı alacak kişi de demektir. Oysa Ramon’un Adela ile ilgili hiç bir bağlantısı yoktur. Kasabanın kızın ölümü sonrası atılan yalanlar birer birer gerçek olarak kabul edilmeye başlanınca herkes kendi rolünü zoraki olarak kabul eder. Öyle ki Çingene’nin Adela’nın son anlarında yanında görülmesi gibi. Oysa Çingene o saatlerde evli bir kadınla beraberdir. İşin tuhaf tarafı Gabriela korkusundan bu şahitliği yapmadığı gibi Justino da olayı araştırır ve Çingene’nin suçsuz olduğunu kanıtlamasına rağmen hiçbir şey yapmaz. Çingene’nin parasına el koyan komiser gibi aslında herkes bir şekilde bu cinayete ortaktır aynen çingene gibi. Ona gitme demelerine rağmen inatla kasabaya döner ve kaderine razı olur.
Kitap dil olarak basit ama gerçekliği inanılmaz. Son saniyeye kadar olacakları bilseniz de merakla okumaya devam ediyorsunuz.