Sekiz

Sekiz
Çok cahil, keşke ölse!
Puan vermedi·541 syf.·
2018 4. kitabı
1K'daki ilk hedefimdi Çalıkuşu'nu okumak. Neden bilmiyorum ama beni çeken bir şey vardı yıllarca raflarda, TV'lerde görüp de geçtiğim, hiç okumayı veya izlemeyi düşünmediğim Çalıkuşu için birden bir çekim olmuş ve ben onu okumaya karar almıştım. "Beni böylesine saracağını hissediyordum ama sayfaların nasıl geçtiğini fark edemeyecek kadar akacağı aklımdan geçmezdi. Allah'ım bitmesin, bitmesin bu kitap..." Dedim de o da bitti işte ki veda etmesi benim için zor olan kitaplardan oldu. Genelde en sürükleyici romanların bile sonunu merakla bekeriz, ama bu kez öyle olmadı. Sonuçtan değil, ben süreçten ciddi anlamda etkilendim. Erkek olan bir yazarın bir kadını böylesine yaşayarak anlatabilmesi muhteşem. Hiçbir sayfasında sıkılmadan okuduğum nadir kitaplar arasında yerini almış bulunuyor. Mutluyum, hayatıma daha geniş bir pencereden bakmayı hatırladım. Öyle ahım şahım büyüleyici bir konusu da yok hani, hemen herkes az buçuk bilir Feride'nin hikayesini. Ben de bildiğimi düşünüp hiç merak etmediysem demek hata etmişim. Güzellik içerikte veya sonuçta değilmiş bir daha gördüm, asıl güzellik ayrıntıda gizliymiş efendim. - Ben dün akşam mühim bir karar verdim. - Neye? - Yaşamaya. Evet yaşamaya, sevgili okur. Bütün bağlarımdan kurtulup bir müddet hayatın içine karışmaya... Hoşça kal Feride... Hoşça kal 1K...
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,5bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Hayatın her felaketten sonra daima bir saadet verdiğini, o güzel darbımeselin* söylediği gibi, ayın on beşi karanlıksa, on beşinin mutlaka aydınlık olacağını bilmiyor değildim. Fakat bu mehtabın bu kadar koyu bir karanlıktan, bu kadar umulmaz bir dakikada doğacağını aklıma getiremezdim. *Atasözü
Sayfa 305 - İnkılap Kitabevi
Ne arsız gönlüm var benim? Etrafımdaki insanları ne kadar çabuk seviyorum. Aziz eniştemin tuhaf bir sözü vardı: - Ah, benim yapışkan kızım, evvela insanı yadırgarsın, kaçarsın; sonra çam sakızı gibi öyle bir yapışırsın ki, derdi. Adamcağızın hakkı varmış.
Sayfa 288 - İnkılap kitabevi
Artık, hayatla barıştım. Her şeyi tekrar seviyorum. Kâmran, bir akşamüstü, kalbime gömdüğüm o zavallı miniminileri öldüren sen olduğun hâlde bu gece, senden bile eskisi kadar nefret etmiyorum.
Sayfa 258 - İnkılap kitabevi
Sevgi, başka surette geri döner.
Kafka, rutin yürüyüşlerini yaptığı parkta küçük bir kıza rastlamış. Kız ağlıyormuş. Oyuncak bebeğini kaybetmiş ve bu onu oldukça üzmüş. Kafka bebeği onun yerine aramayı önermiş ve ertesi gün aynı noktada buluşmak üzere sözleşmişler. Bebeği bulamaması üzerine Kafka, küçük kıza bebeğin ağzından bir mektup yazmış, buluştuklarında kendisine okumuş: "Lütfen benim için kederlenme, dünyayı görmek için uzun bir yolculuğa çıktım. Sana başımdan geçenleri anlatacağım." Bu birçok mektubun ilkiymiş. Kafka küçük kızla her buluştuğunda sevgili oyuncak bebeğin hayali maceralarını özenle yazdığı mektuplardan ona okurmuş. Küçük kız da bu şekilde avunurmuş... Derken görüşmelerin artık sonu gelmiş. Kafka son görüşmede küçük kıza bir oyuncak bebek getirmiş. Küçük kız, aslından oldukça farklı olan oyuncak bebeğe şaşkınlıkla bakakalmış. Bebeğe iliştirilmiş bir not küçük kızın şaşkınlığını gidermiş: "Yolculuğum beni çok değiştirdi..." Uzun yıllar sonra artık bir yetişkin olan küçük kızımız, gözü gibi baktığı bebeğinin, gözünden kaçırdığı bir çatlağının içine sıkıştırılmış bir mektup bulur. Kısaca şöyle yazmaktadır: "Sevdiğin her şeyi er ya da geç kaybedeceksin, ama sonunda sevgi başka bir surette geri dönecek."