"Yüce Allah peygamberleri, insanlara doğru yolu göstermek üzere göndermiştir. Yoksa her insan kendi başına doğru yolu bulmaya kalksaydı bir sürü farklı farklı görüşler ortaya çıkar ve aralarında anlaşmaları mümkün olmazdı. Nitekim din dışı felsefeler bu duruma düşmüştür. Allahutaala insanların kendi akıllarıyla bulamayacakları pek çok sırları onlara öğretmek ve onları iki dünyada da mutlu edecek reçeteleri bildirmek üzere kendi içlerinden en faziletlilerini Peygamber olarak görevlendirmiştir."
"Kendilerine İslam’ın bilgisi ulaşmamış ya da günümüzde olduğu gibi aşırı bir menfî propagandanın baskısıyla İslam dinini araştırma gereği duymayanlar da Gazalî ve Bediüzzaman’a göre ‘fetret ehli’ (ilahi mesajların ulaşmadığı kimseler) sayılır. Bunlar kâinatın bir yaratıcısının olduğunu akıllarıyla bulup inanmaları hâlinde ahiretteki imtihandan geçmiş sayılacaklardır. Herhangi bir ceza görmeden cennete gireceklerdir."
"Izdırarî kaderde, bizim hiçbir tesirimiz yoktur. Dünya’ya geleceğimiz yer, anne ve babamız, şeklimiz, cinsiyetimiz ve kabiliyetimiz gibi şeylerdir. Bunlara biz karar veremeyiz. Bunlar için bir mesuliyetimiz de yoktur.
İhtiyarî kader ise irademize bağlıdır. Biz neye karar vereceksek, neyi tercih edeceksek ve ne yapmak isteyeceksek Allah ezelî ilmiyle bunları bilmesi ve öyle de takdir edip yazmasıdır."