Anladım. Vuslatın adı hasretmiş. Öğrendim. Her hasret bir hicrete bedelmiş. Bildim. Herkesin hicreti kendi içineymiş. Şimdi ben hicretimi yaşarken bedelini de ödüyorum. Sana da bana da susmak düştü. Susalım.
Bir acıya tahammül edebilmek, ancak ondan daha büyük bir acıyla yüz yüze gelmekle mümkün olabilirmiş. Kapanınca sevdanın bütün kapıları bana, kendi içime kapandım. İç kapanıklığında bambaşka bir dünyanın kapılarını araladım.
Bir peymâne, bir gül, bir pâre benden daha uzun ömürlü. Asıllar surete, rüyalar hayata dönüşse de beyhudedir artık. Gözlerine kumlar dolmuş bir körebeyim. Kaçan ben. Kovalayan ben. Saklanan ben. Ben kendine vuran el. Kalbin kırk hali var, benimse kırık kalbimde halsizlik.
Ne kadar susadımsa Nil o kadar kuruyor. Ne kadar hayal kuruyorsam yüreğim o kadar yanıyor. Ayrılığı ben seçtim. Geride ne bıraktığımın hesabını yapmadan.