Anladım. Vuslatın adı hasretmiş. Öğrendim. Her hasret bir hicrete bedelmiş. Bildim. Herkesin hicreti kendi içineymiş. Şimdi ben hicretimi yaşarken bedelini de ödüyorum. Sana da bana da susmak düştü. Susalım.
Belki de bu seni son çağrışımdı. Aşkınla yanan kalbimin kalbine değmek istemesinden daha doğal ne vardı ki. Bir kere olsun değseydi ellerin ellerime, bir kere olsun sarsaydı kolların aşkınla titreyen bedenimi, en büyük günahımız bu olsaydı.