Bazen kelimeler, duyguların yükünü taşıyamayacak kadar yetersizdir. O anlarda sessizlik devreye girer, zamanın akışını durdurur ve ruhların konuşmasına izin verir. Çünkü sessizlikte dış dünyanın gürültüsü diner, sadece varoluşun çıplak gerçeği kalır.
“O zaman anladım ki insan hayatını dilediği gibi planlayamıyordu. Planlasa da hayatımızdaki değişkenler bunu yaşamaya izin vermiyordu. Kendi kendine, sen ne kadar plan program yaparsan yap, hayatın da senin için planlar yapıyor. Bu durumda, hayatın sana dayattığını yaşamak kalıyordu. Acı da olsa, istemesen de yaşıyorsun…”
“Aşk bir kovalamacadan ibarettir. Biri kaçar, diğeri onu kovalar. Çünkü kaçan taraf, gizem ve ulaşılmazlık yaratarak cazibesini artırır, kovalayansa bu gizemi çözmek ve elde etmek arzusuyla yanar, tutuşur. Bu süreç, ilişkiye heyecan ve tutku katar. Oysa aşkta asıl önemli olan, bu kovalamacanın sonunda bir denge bulabilmektir çünkü gerçek aşk, kovalamaktan çok yan yana yürümektir.”