adım emre kavuşamıyorum

adım emre kavuşamıyorum
@320mhz
incelik ve derinliğin bir sonucu olarak haysiyetin tezahürü: sanat. yalın, doğru ve hilesiz şeyler hoşuma gider.
30 Mart 1960
bir çadır, bir gül, bir panayır bayrağı, bir adam dargın bir adam; iğneler, pullar, ve kadınlar biriktiren kafasında sonra lavanta kokuları, sonra eskimiş ayva lekeleri - sonra içimde bir çayır sevinci, olmayan kuşlarıyla bir çayır belirsiz, uzak, daha söylenmemiş bir şarkı tutarında belki de bir azizin bir tavşana ustaca gülmesi, iyi belki de bir org, bir çalar saat, ya da bir çocuğun şaşırmış, durgun, ve tuhaftır ölüvermesi sonra bir süre kendini dinlemek, gene bir boşluk ya da bir başka deyimle “hiçbir şey olamayan”a yolculuk yok bir şey - edip cansever
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
13 Mart 1969
sevgi, işte trajedinin kaynağı, yaşamın kökeni, insanı varkılan umut: beni izimire çılgın gibi koşturan, bir güle baktıkça yürek kanatan, bir kuşa bakarken hüzünlendiren, bir kadınla yatarken çocuk gibi ağlatan, umudu dalında çürüten, acıyı dayanılır kılan, aşka merhem sürdüren, bir çıbanı irinle onduran, uyuz bir kediye baktıkça kanı kudurtan, 'hayır'lara 'evet'lerle direten, bir mektubu ısrarla bekleten, anneyi üreten, babayı coşturan, çocuğu güldüren, bir vagon penceresinden şaşkın baktıran, karı yüz derece sıcaklıkta donduran, güneşsiz bir gök gördükçe öldüren, öldüren, öldüren. – sevgi, işte trajedinin ta kendisi. arkadaş zekai özger
umut, o arslanın ağzında değil, midesindeyken şimdi gülümseyerek seyrediyorum tarihin sofralarında onu çiğneyenleri.
bir sese, yankısından başka kulak veren çıkmaz.
"...bir haber geldi de durdum ağladım öpüp kokladığım güller perişan." karacaoğlan