Gülsümm

Gülsümm
Halk sağlığı (YL)
Tıbbi Lab.Tek.
İstanbul üniversitesi- Acil yardım ve afet yönetimi
21 Ekim
133 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Tanıma ve sorumluluk el ele gider. Öteki için sorumluluk hissetmek onun kendi öznelliğini kabul etmenin ve kendine mahsus haklarının olmasının ötesinde, onun da incinebileceğini kabullenmek demektir. Sorumluluk, ötekinin yaralarında benim bir günahım varsa bunu fark etmek ve kabullenmekle kendisini gösterir. Öteki için duyduğum sorumlulukla kendimi de etik bir özne olarak kurmuş olurum. O halde başkasını o istemediği halde benim gibi düşünmeye ve yaşamaya davet ettiğimde onun üzerinde etik şiddet uyguluyorum demektir. Onu olduğundan başka bir şey olmaya zorlamam etik şiddetin ta kendisidir. Onu asla tam olarak bilemeyeceğim ama zihnimin ona yakıştırdıklarına karşı da direneceğim. Tanımak, ötekinin başkalığına tahammül etmek ve onu aynılaştırmamaya çalışmaktır. Şükür ki insandan insana fark var. Şükür ki insandan insana yol var. Kemal Sayar
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
De ki işte
Yıldırım Bayezid Han’ın en sevdiği oğlu Ertuğrul, Sivas’da vali olarak bulunuyordu. Timur Han bütün İran’ı ele geçirip bir kasırga gibi Doğu Anadolu’ya girdi. Osmanlı Devletinin o zamanki en uzak noktası Sivas idi. Timur, hızla Sivas’ı kuşattı ve teslim olmasını istedi. Fakat şehrin kumandanı olan Ertuğrul bunu reddedince şiddetli bir kuşatma başladı. İçeriden elde ettiği adamları, şehrin kapılarını gizlice Timur askerine açınca, Sivas Timur’un eline geçti. Ertuğrul ise bir avuç askeriyle çarpışa çarpışa şehid oldu. Bu haber Yıldırım’a ulaşınca acılar içinde kaldı. Bir yandan Ertuğrul gibi bir oğul, diğer yandan Sivas gibi bir kalenin kaybı onu çok sarstı. Bu yüzden efkar dağıtmak için arasıra Uludağ sırtlarına doğru gezintiye çıkıyordu. Yine birgün yanında veziri olduğu halde dağ eteklerine çıkmıştı. Biraz sonra, koyunlarını otlağa salmış, sırtını bir ağaca yaslamış bir çobanın, kavalıyla içli havalar çaldığını duydular ve oraya yöneldiler. Bir müddet gözyaşları içinde onu dinledikten sonra Yıldırım Bayezid Han:“Çal çoban çal...Keyif de senin, rahat da senin. Kaybettiğin neyin var ki. Sivas gibi kalen mi gitti, Ertuğrul gibi oğlun mu öldü? Çal çoban çal...”
Ben ki; Ne yapacağını Nereye gideceğini Bilmeyen biriyim... Arıyorum... Bulmak için arıyorum ...