Görmeden, yaşamadan, o sıra her nasılsa yanımda olmayan biri gibi anımsayabiliyordum onu. Onu özellikle düşünmeden içimde taşımayı öğrenmiştim daha doğrusu. Uzun süre birlikte yaşamış kişilerin birbirlerine alışmışlığı, anı tazelemeyi gerektirmeyen karşılıklı anlayışı gibi bir şeydi bu.