“Eğer tatlı canımın dudaklarıma kadar gelmiş olduğu şu anda, sen dudaklarını dudaklarım üzerine koyar isen ebedî hayat bulurum. Yoksa böyle kıvrana kıvrana can verir giderim.”
“Aşkının derdiye eridim. Hayatımın geri kalanından ümidim kalmadı. Şimdi ise dudaklarım üzerine gelmiş olan tatlı canım seni görmek ister. Fırlayıp çıksın mı, yoksa yerine dönsün mü, fermanınız nedir?”
Toprakta gezen gölgeme toprak çekilince,
Günler şu heyûlâyı da er, geç silecektir.
Rahmetle anılmak, ebediyyet budur amma
Sessiz yaşadım, kim, beni nerden bilecektir?
Mehmet Âkif Ersoy