ne kitaptı ama..
7/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:58
Bu kitap hakkında çok fazla şey söylemek geliyor içimden.İlk 50 sayfayı okuyunca çok sıkılmıştım,çok fazla detay vardı,akmıyordu bir türlü.Beklentim farklıydı öncelikle,iyi mi kötü mü bilmiyorum.Ama yüzleşme anı geldiğinde generalin içini döktüğü kısımlar daha heyecanlıydı,daha akıcıydı. •İlk başta Konrad'a hakk veriyordum,sırf müziğe ilgi duyuyor diye dışlanıyormuş gibi hissetmiştim,onunla daha fazla empati kurmuştum. •Generalin konuştuğu kısımlar geldiğinde detayların bir anlamı varmış.Generalin bazı dediklerine katıldım,bazılarına katılmadım,bazıları çok düşündürdü. •Mesela soruların cevapları bazen kelimelerle değil de hayatla da verilebiliyormuş.Bazı dostluklar göründüğü kadar masum değilmiş.Eğer aralarında gerçek bir dostluk olmasaydı, Konrad'ın öldürmek isterken yaşadığı tereddütü, ardından kaçışını ve 41 yıl sonra geri dönüşünü anlamlandırmak mümkün olmazdı.Çünki bence de dost olmayan biri gözünü bile kırpmadan öldürür,öldüremese de kaçmazdı.Arkadaşı olarak gördüğü kişi umrunda bile olmazdı çünki. •Hayatın anlamı üzerine;yaşlandığında veya olayların üzerinden uzun zaman geçince soruların cevapları,intikam almak,aldatılmış olmak bile o kadar önemsiz oluyor ki,hiç bir anlamı kalmıyor yani. •Veya insanların "başka türlü" olması o kadar kabul edilebilir bir şey ki(karakterlerden birinin yaratıcı, diğerinin öldürücü olması gibi).Yani sırf bu insani özellikler,hayattan aldıkları zevkler,hayat amaçları farklı diye yargılanması saçma olur,ki insanlar ne kadar çabalasalar da,değiştiremeyecekleri şeyler var.Uyumluymuş gibi rol yapmak ne zamana kadar sürdürülebilir ki? •Genel olarak bana çok şey kattı,bu kadar detay olmasaydı da iyi olurdu yine de,200 sayfalık bir kitap okumuş gibi hissediyorum bu yüzden.Bu
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 13. kitabı
·
70 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 23:26
Elmalılı Hamdi Yazır ile Kur'an Sohbetleri, Elmalı'nın tefsirinden yaratılış gayemize ve ALLAH'a teslimiyete dair bir çalışma. Elmalı'nın tefsiri üzerine uzun yıllar yapılan çalışmalar ve bu çalışmaların günümüze uygun halde aktarılması, her eserinde olduğu gibi tefsirleriyle kazandırıdığı farklı bakış açıları... Bakara Süresi 285-286. ayetler, Hicr Süresi 85-99. ayetler, Enbiya süresi 30-41.ayetler ve Hac Süresi 25-37.ayetlerin Elmalı Tefsirini bize tekrardan tefsir etmiş. Ayetlerde bahsedilen ibadetlerimiz, yaratılışımız, ALLAH'a teslimiyet, Kur'an ve Sünnete bağlılık gibi özümüzü, kulluğumuzu hatılarlatan ayetlerle bizi kulluk bilincine yöneltiyor. Bu kitabı okuduğumda aklıma temelde iki ayet geldi tekrardan; Zariyat Süresi 56.ayet: "Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım." ve Rad Süresi 28.ayet:"Ruhun aradığı sükûnet ve dinginlik ancak O'na yönelmekle mümkündür." Ve en sonra nasıl kopuşumuz ifade ediliyor "Kur'an ve Sünnet" yeter diyerek bize asıl Kur'an ve sünneti anlatan ilmihallerimizinden, geleneklerimizdeniz özümüzden uzak kalarak onları yok sayarak kopuyoruz. Özümüze tekrar dönebilmek için tekrar Zariyat Süresi ve Rad süresini hatırlayarak yola çıkmalı özümüze dönmeliyiz....
Elmalılı Hamdi Yazır ile Kur'an SohbetleriFatma Bayram · Timaş Yayınlar · 01,030 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:18
Macar yazarın okuduğum ilk kitabı. Roman ikinci dünya savaşının ortasında sakin bir hayat yaşayan General Henrik isimli adamın 41 yıl önce ortadan kaybolan gençlik arkadaşını bekleyişiyle başlıyor. Arkadaşı Konrad geldiğinde ona kayboluşuyla ilgili sormak istediği iki soru vardır. Bu soruları sormadan önce görüşmedikleri 41 yılda neler yaşadıklarını anlatır. Henrik’in karısı Kristina Konrad gittikten 8 yıl sonra ölmüştür. Konrad ise bu 41 yılda birçok farklı yerde yaşamıştır. İki erkeğin çocukluktan itibaren dostluklarını aktarır yazar. Henrik Konrad ile kendisinin çok yakın bir dost olduklarını, ikiz gibi olduklarını anlatır. Ancak aralarındaki dostluğu zedeleyen bir durumdan kaçamazlar. Konrad çareyi ortadan kaybolmakta bulur. Henrik ise kalıp hayatına devam eder. Yıllar sonra bu yüzleşme, hesaplaşma iki adamın konuşmaları gerilimi artırır. Romanda daha çok Henrik’in düşüncelerini, sorularını, yorumlarını görürüz. Konrad Henrik’in sorduğu iki soruya da cevap vermez. O sebeple tam bir yüzleşme ya da hesaplaşma olmaz. Yalın, sarsıcı, düşündürücü bir roman.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
41 Yıl Bekleyip 98 Sayfa Konuşmak Diyince de Sen Henrik
5/10
·120 syf.··
2026 17. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 14:26
Kapağına ve arka kapak yazısına aldanıp, “Kısacık zaten, araya sıkıştırır hemen bitiririm” diye okuma listeme eklediğim kitaplardan biri oldu. Fakat hiçbir şey planladığım gibi gitmedi. Neden mi? Çünkü kitapta Henrik Bey diye, geçmişiyle hesaplaşmayı kırk bir yıl boyunca erteleyip sonunda karşısındaki kişiyi bulunca da susmak bilmeyen bir beyefendi var. Adam 41 yıl boyunca içinde biriktirdiği ne varsa tek seferde anlatmaya karar vermiş olacak ki, kitabın büyük kısmı onun bitmek tükenmek bilmeyen monoloğundan oluşuyor. İki cümlede anlatılabilecek düşünceler sayfalar süren, katman katman uzayan cümlelere dönüşüyor. Bir noktadan sonra kendimi hikâyeyi değil, Henrik Bey’in nefes kontrolünü merak ederken buldum. Karşısındaki misafir konuşacak mı, farklı bir bakış açısı gelecek mi diye uzun süre bekledim. Ama nafile. Henrik Bey konuşuyor, yine konuşuyor, biraz daha konuşuyor. Edebi değerini ve birçok okurun neden sevdiğini anlayabiliyorum; atmosferi, yalnızlık ve dostluk üzerine söyledikleri elbette kıymetli. Ancak benim için bu kitap, etkileyici bir yüzleşme hikâyesinden çok, tek kişilik ve oldukça uzun bir konuşmaya dönüştü. Ne yazık ki beni içine çekmeyi başaramadı.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma
"Atilla'nın Atını Çalan Çocuk" Üzerine
Puan vermedi·87 syf.··
2026 4. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:19
Iván Repila'nın 2013 yılında yayımlanan *Atilla'nın Atını Çalan Çocuk* adlı eseri, yüzeyde kuyuya düşen iki kardeşin hayatta kalma mücadelesini anlatıyor gibi görünse de alt metninde çağdaş kapitalizmi, neoliberalizmi ve insan doğasının sınırlarını parçalarına ayıran bir felsefi laboratuvardır. 2008 Küresel Ekonomik Krizi'nin Avrupa'da yarattığı ahlaki ve toplumsal çöküşün edebi bir yansıması olan bu roman, mekânsız ve zamansız soyutlamasıyla okuru eşine az rastlanır, klostrofobik bir yüzleşmeye davet ediyor. Repila, romanın iskeletini henüz en başta iki zıt epigrafla kurar. Bir yanda neoliberalizmin ve acımasız serbest piyasanın temsilcisi Margaret Thatcher’ın "damlama ekonomisi"ni savunan alıntısı dururken, diğer yanda Bertolt Brecht’in *"Açların elinden yiyecekleri alınırken ben nasıl yiyip içebilirim?"* diyen devrimci çığlığı yer alır. Kuyu, Thatcher’ın savunduğu sistemin en alt tabakası, toplumun itildiği o kaçınılmaz "çöp kutusu"dur. İki kardeşin kuyudaki direnişi ise, Brecht’in müjdelediği o kaçınılmaz isyanın adım adım inşasıdır. Okuma sürecimde altını özellikle çizdiğim ve üzerine uzun uzun düşündüğüm bir nokta var: Bu kuyu, basit fiziksel bir hapis alanı olmanın çok ötesindedir. Küçük'ün de halüsinasyonlarında açıkça hissettiği ve felsefi olarak sorguladığı üzere, bu kuyu kelimenin tam anlamıyla bir ana rahmidir. Ancak bu, şefkatli ve besleyici bir rahim mi? Travma, açlık ve vahşetle beslenen karanlık bir alandır. Yazar, "Büyük" ve "Küçük" karakterleriyle aslında tek bir insanlık durumunun (veya toplumun) ikiye bölünmüş halini resmeder. Büyük; otoriteyi, bedeni ve dış dünyanın acımasız rasyonalitesini temsil eder. Kardeşine merhamet etmek yerine, ona sistemle savaşabilmesi için gereken "nefreti" ve "somut öfkeyi" aşılar. Küçük ise zihni, sanatı ve devrimci
Atilla'nın Atını Çalan Çocukİvan Repila · Dergah Yayınları · 2020671 okunma
10/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 07 Şubat 2026 02:10
Roman, General Henrik’in en yakın dostu Konrad ile tam 41 yıllık bir aradan sonra bir akşam yemeğinde yüzleşmesini konu alıyor. Henrik; arkadaşını görmediği 41 yıl boyunca dostluk, ihanet ve insan doğası üzerine düşünmüş bir adam. Dolayısıyla ahlaki ve felsefi farkındalığı çok yüksek bir karakteri okuyoruz. Marai’nin bu kitabı yayınladığında 41 yaşında olması çok etkileyici, çünkü 70’li yaşlarında bir adamı bilgece konuşturmayı başarmış. Kitabın merkezinde Henrik’in Konrad’a sorduğu iki can alıcı soru var. Ancak hiçbir cevabın artık bir öneminin olmadığını bilmek gerek…
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,7bin okunma