Bir kağıt mendil stiyor büfenin önünde duran adam ve ekliyor.
Üstü kalsın bu hengâmenin,
üstü kalsın bu radyoda çalan şarkının
üstü kalsın ipince yağmurun...
Geçtim;
çok katlı tabutluklardan,
gökdelenlerden
plazalardan
Bana neşeli cümleler sar kaptan...
Acılı olanlardan bıktım, imanım gevredi otobüslerden, dolmuşlardan, ekmek arası hüzünlerden bıktım.
Bana "zil şal ve gül"
Biraz Endülüs biraz Elhamra...
Yaralarıma neşeli yara bantları, merhemler, şuruplar..
Şurup, şerbet, şarap, meşrubat, meşrep....
Akraba hepsi bu hesapsız kelimeler, bu ritüeller, klişeler...
Dörtlülerini yaktım hayatımın.
Gemileri de yaktım, müsterih ol.
Dönüşü yok bu gidişlerin, elvedâların, hicrânların...
Şimdi masalı neresinden anlatmalı?
Esas oğlan kuyuda!
Esas kız Avm'de!
Nasıl anlatılsın bu yazı
Varsa içinde gözyaşı?