ezgi erol

ezgi erol
@44simulation
Son ve başlangıç
sonlar gerçekten başlangıç mıdır? her gün yeni bir son. ya uyumazsak? son hiç var olmamış olmazlar mı? varlığım, kendime bile zor gelirken hiç var olmadığımı bilmeme rağmen bir yansımanın yansıması olduğumu bilmeme rağmen nedir bu sorum? sonlar gerçekten başlangıç mıdır? önemsemiyorum... ne sonu ne de başlangıcı... anlar, şimdi belki ya da dün kim bilir belki yarın. o an öğreniyorum. o an aslında benim sadece şimdi düşünelim tekrar sonlar ve başlangıçlar gün ve gün belki ışık ve ışık belki ıssız ve sonsuz bir mekanda niçin varlar. billdiğim sırra rağmen yok olduğumu ve var olmaya çalıştığımı bilmeme rağmen nedir bu çırpınış. galiba yine de şu an da insan olduğumu düşünmem sebebim. insan değilsem neyim? anlıyorum, sorunuzun temel nedenini şöyle cevaplayabilirim,
Şiir
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
ağlamış toprak
toprağın içinden, yeni yeryüzüne çıkmış bir solucan ağlıyormuş toprak. mutsuzluğu hissetmiş. ilk defa ve ağlıyormuş toprak, mutsuzluğunda... minnettarmış solucan toprağa, toprakta solucana. tutkuyla beklemiş yağmurun dinmesini anın düşüncesine tutulmuş, tutkuyla! mutluluğu hissetmiş, ilk defa, birazda olsa an gelmiş, yağmur dinmiş. inancı kuvvetlenmiş toprağın, hislerine olan yağmur dindi! neredesin solucan? diye haykırmış evvelden gelen bir ses duymuş nerede miyim? buradayım ya.
Şiir
ahtapot 2
yan yana yürüyen iki kadın görüyorum. düşündürüyor beni kimlerdi acaba? akraba mıydılar? ah... ya suçlularsa? suç nedir? diye sorarken buluyorum kendimi ilk akla gelen yanlış olanı yapmak oluyor. ardından... yanlış nedir? diye sorarken buluyorum kendimi. kafamı denize çeviriyorum. bir ahtapot! o veriyor tüm cevaplarımı o zaman... ahtapot bilge mi oluyor yoksa düşünür mü? kendi kendime soruyorum. sorumu ben ona sormadan anlayan ahtapot hemen cevap veriyor. bilgiye düşündükçe kavuşursun tıpkı düşündükçe bilgilendiğin gibi. sormak istiyorum ahtapota nereden geldin? benim için mi geldin? lakin, soramıyorum. ancak biliyorum ki ahtapot sorumun farkında cevap veriyor, kim bilir, belki o yolda yürüyen iki kadın için geldim. belki de o kadınlardan biri bendim bir diğeri sen. nereden geldiğim ise.. zihnimin içindeki sesi boğuklaşıyor. öğreneceksin dediğini duyuyorum. öğreneceksin.
Şiir
AHTAPOT
bir denizin için de, kaybolmuş gibi hissetmekteyim. bazen... aynı denizin içinde, tıpkı her kayboluşum gibi, denizi keşfetmekteyim. kayboluşlar.. ah o kayboluşlar... denizin içinde yolumu bulamamak sanırım en büyük korkum. zihnimin içinde sürekli tekrar eden bir ses... ya boğulursan?... diyor. ardından, zihnimin içindeki diğer bir ses; belki, daha baskın belki de bir fısıltı. ya yolunu bulursan? kendimi cevap verirken buluyorum. denizin içindeki balıklar koşar belki yardımıma.. kim bilir, yol gösterirler bana... bak! uzakta bir şey var! görmüyor musun?, iyi bak. bir ahtapot. gittikçe yakınlaşıyor. zihnimdeki o susturamadığım ses, soruyor; ya, ya sana yol gösterecek ise? ya da... susturmaya çalışıyorum. o zihnimdeki kayboluşlarımın sesi olan, o sesi. lakin susmuyor ve ekliyor. ya, sana yol gösterirken, ikinizde yem olursanız?
Şiir
ilerlemek ve kabulleniş
kabuslarımda, arsızlıklarımda, tutarsızlıklarımda, ıssızlıklarımda, pişmanlıklarımda var!
Şiir