Milletlerin hayatında yaşanan ekonomik krizler, kaybedilen savaşlar; yıkılan şehirler veya devasa maddi kayıplar bir şekilde, birkaç on yıl içinde telafi edilebilir: yıkılan fabrikaların yerine yenileri kurulur; yanan ormanlar yeniden yeşertilir; çöken ekonomiler doğru politikalarla ayağa kaldırılabilir. Ancak ahlâkî kayıpların hiçbir ekonomik kayıpla ölçülmesi, maddiyatla telafi edilmesi, bilançolardaki rakamlarla düzeltilmesi mümkün değildir.
Bugün en çok ihtiyacını hissettiğimiz şey, dikkatimizi toparlayacak bir gaye, kalbimizi toparlayacak bir muhit ve hayatımızı toparlayacak bir istikamettir.
Ekranların kurduğu dünya bize kolay hazlar sunuyor, fakat büyük gayeler vermiyor. Oysa büyük gayesi olmayanın dikkati de emeği de ömrüde dağılır. Sadıklarla beraber olmak, insanın kalbini hakikate bağlayan en sahih yoldur. Çünkü sadıklar, sadece sözüyle değil haliyle istikamet gösteren insanlardır. Onların yanında dik-kat dağılmaz, kalp dağılmaz, gaye dağılmaz. Bugün karşı karşıya olduğumuz ekran terörü tehlikesi bir teknoloji meselesi değil, gaye meselesidir.
Gayesi zayıf olanın dikkati zayıf olur.
Dikkati zayıf olanın iradesi zayıf olur.
İradesi zayıf olanın istikameti kalmaz.
Evlerimizin, zihnimizin ve kalbimizin içine kadar giren ekran terörü bize fark ettirmeden neye sevineceğimizi, neye öfkeleneceğimizi, neyi güzel neyi çirkin göreceğimizi tayin ediyor. Böyle bir kuşatma altında insanın dikkatini muhafaza etmesi ve kalbini koruması, kendi başına başarabileceği bir iş değildir.
Ekran terörüne karşı yürütülecek mücadele, yasaklarla değil, inşa ile kazanılır. Dikkatimizi hak eden bir gaye inşa etmek, kalbimizi bağlayacak bir muhit inşa etmek, zamanımızı anlamlı kılacak bir istikamet inşa etmek mecburiyetindeyiz.