''Bir müddet, kısa bir müddet, o kadın beni her zamanki aciz, miskin hâlimden kurtarmış, bana erkek, daha doğrusu insan olduğumu, benim de içimde yaşamaya elverişli taraflar bulunduğunu, dünyanın zannedildiği kadar manasız olmayabileceğini öğretmişti.''
''Herhangi bir yerde doğmuş ve herhangi bir adamın oğlu bulunmuş olmak bu kadar mühim değildi. Asıl mühim olan, iki insanın birbirini bulması bu derece güç olan şu dünyada, bu nadir saadete ermekti.''
''Yaşadığım müddetçe türlü türlü yerler gezecek, dilini bildiğim ve bilmediğim insanlarla tanışacak ve her yerde, herkeste onu (...) arayacaktım. Onu bulamayacağımı daha şimdiden biliyordum. Fakat aramamak elimde olmayacaktı. Beni, bütün ömrümce bir meçhulü, mevcut olmayan bir şeyi aramaya mahkûm ediyordu.''