x

x
@48v34
''Yaşamaya verilebilecek en güzel tepkidir delirmek.''
öğrenci
22 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
DÜNYANIN EN ÇOK ABARTİLAN KİTABI
2/10
·184 syf.··
2017 86. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 04 Eylül 2017 23:29
Neden Simyacı dünyanın en çok abartılan kitabı?: ytbe.one/lFYm2W7uV0o Evrenin dili, kişisel menkıbe, evren işaretleri, sözcüklerin ötesinde bir dil, evrenin işbirliği bla bla bla... 1000kitap'ta inceleme yapması içimden gelmeyen nadir kitaplardandır Simyacı. "Ha şimdi sen bu kadar popüler ve beğenilmiş bir kitabı eleştiriyorsan kesin prim yapmak için yapıyorsundur bunu." mantığıyla gelinebilir bunu anlarım fakat zaten dünyada büyük etki bırakmış bu tür eserleri böyle eleştirmek, kötülemek vs. biraz ilginç ve hadsiz hissettirmiyor da değil. Keza bu durumun tersi olarak, bu zamana kadar epey popülerleşmiş 1984 ve Kürk Mantolu Madonna gibi eserleri de çok sevmiştim mesela. Bu incelemeyi de sadece kitabı okuyup bitirdikten sonra oluşan duygularımı dürüstçe açıklamak istediğim için yazıyorum, zaten bu sitede de yaptığım puanlamaları elimden geldiğince gerçek okuma deneyimime dayanarak vermeye çalışıyorum. Kitabı okuyanlar için spoiler entry'si : eksisozluk.com/entry/24419002 Kitabın konusu aslında birebir Takkeci İbrahim Ağa hikayesinden alıntıdır diyebiliriz. Okumadan önce haberim yoktu bu hikayeden fakat kitapla birleşemememin sebebi de bu değil zaten. Basit bir kişisel gelişim kitabı mantığına da katılmamakla birlikte, kitabın konusunu ve anlattığı şeyleri epey sade buldum. Aslında dünyada da genel olarak bu sadeliğinin güzelliğinden dolayı seviliyor olabilir. Fakat, Simyacı bana bu sadelik, detaysızlık ve konunun katmanlı değil tek bir yönde ilerlemesinden ötürü bir tuzsuz pilav yemiş etkisi yaptı. Evet, okuduktan sonra okudum ve bu kitabı hayatıma kattım diyebiliyorsunuz ama ben kendi adıma tat alamadım bu kitaptan. Hiçbir kitabı zaman kaybı olarak görmeyen ben, bu kitabı da keza zaman kaybı olarak görmedim. Sadece popüleritesinin yerini alabilecek
Edebiyat
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,4bin okunma
Ronin Himura isimli okura yanıt verildi
x
Paulo Coelho belki abartılıyor olabilir (bu ifadenin de ne derece doğru olduğunu bilmiyorum çünkü kendi adıma yazarın abartıldığını düşündürecek bir içerik karşıma çıkmadı şu ana kadar ya da yazarın sıkı sıkıya takipçisi olan bir kitle ile karşılaşmadım) ancak şunu söyleyebilirim ki Paulo Coelho'nun romanlarındaki amacı bilimsel bilgiler vererek okuru bilgilendirmek ya da derin konularda okuru düşünmeye itmek değil ''bence''. Ben Simyacı ile birlikte kendisinin 3 kitabını okudum ve Simyacı dışındaki ikisi için rahatlıkla bir çeşit dışavurum olduğunu söyleyebilirim. Bana kalırsa içindekileri, hislerini, kişisel düşüncelerini aktarmak, insanlara da bir şeyler ''hissettirmek'' istemiş. Yani nasıl desem, kitaplarında edebi bir nitelik aramak baştan mantıksız geliyor Coelho için çünkü kanımca adamın hedefi zaten bu değil. İnsanın sorgulamaları, çaresiz hissetmesi gibi her insanın farklı şiddetlerde hissettiği bu duyguları yazıyor, e iyi de yazıyor, kalkıp çok da derin bi' edebi analiz yapmak? bilmiyorum daha çok okuyup geçmek daha mantıklı. Zaten o duygularda değilsen baştan okuma çünkü saçma gelir. ''Ya bu ne anlatıyo'' dersin için bunalır. Ama aynı karmaşık hisler içindeysen haklı bulabiliyorsun, karakterle az çok kendini özdeşleştirebiliyorsun bu da sana ''a bak demek ki tek böyle hisseden ben değilmişim'' duygusunu veriyor. Bu açıdan da başarılı mı başarılı. Ben bunun ötesinde bi analize ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Simyacı'ya gelirsek, ben kitabı öyle çok küçük yaşta falan okumadım ancak hoşuma gitti. Burada da bence kişi faktörü fazlasıyla önemli. Kitap genel hatlarıyla evren ve evrenin enerjisi diyor, şimdi bu fikre inanmayan biri okursa sıkılması, anlamsız bulması kaçınılmaz olur. Fikre katılıp kitabın üslubunu sade bulanlar da olmuş, bunu da baştan Coelho hakkında söylediğim şeye bağlıyorum benim okuduklarımdan anladığım bu adamın böyle bir derdi yok. İnsanların yüreğine dokunayım, insan olduklarını hissettireyim. Bence böyle bir amaçla yazıyor, o yüzden kitabın sadeliği de anlaşılabilir diye düşünüyorum ben. Oğuz abinin eleştirisine genel olarak katılamıyorum maalesef. Yani ilk cümleyi okuyunca dedim ki ''Gerçekten de 'Okumadan Önce Ölmemiz Gereken'' tüm o kitaplar bundan daha mı iyi?' :) Öyle bir ''tatsızlık tutsuzlukla yazmış ki.. Yani dediğim gibi konuyla bağdaştıramamayı anlarım ama bu kadar da zevksiz bir kitap olduğunu...ben düşünmüyorum açıkçası. Ama şuna katılıyorum ki bu kitap ve üstüne basa basa tekrar söylüyorum Paulo Coelho 'nun kitapları bence herkese aynı zevki vermez, veremez. O kadar toplumsal konular işlemiyor çünkü. Yani abartılmak denemez belki ama aynı hisleri paylaşan kişiler tarafından çokça seviliyor ve okunuyor'' daha doğru olur gibime geldi. Kendimce benim yazar hakkındaki fikrim bu. Böyle bir yorumda bulunmam da hayranı olduğum anlamına gelmiyor bu arada, sadece okuduklarıma dayanarak yazar hakkındaki fikrimi belirttim. Yani daha çok değerlendirme açısı sıkıntılı bence ama herkesin fikrine sonsuz saygım var tabii ki.