K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1194 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Kemalizm, akla ve bili­me, gerçekçiliğe, insancıllığa, özgürlüğe ve sürekli devrimciliğe dayalı bir "çağdaşlaşma ideolojisi"dir."
Reklam
Altı Ok'un bir ilkesi de "devletçilik" ol­duğu halde, Celal Bayar ve arkadaşları parti içinde açıktan "li­beralizm" yanlısı tutum takınıyor ve önemli görevlere gelebili­yorlardı. Ama Atatürk bunu da yeterli görmeyerek, TBMM'ye "bağımsız" milletvekillerinin de girebilmesini ve grup oluştur­masını sağladı. Yasal "muhalefet"in yararına ve hatta zorunlu­ğuna kesinlikle inanıyordu.
Atatürk "askeri" bir sistem kurmak niyetinde değildi. Daha gencecik bir subay iken, İttihat ve Terakki'nin ünlü Selanik Kongresi'nde, "ya üniformamızı bı­rakın ya da siyaseti" diye haykırmıştı. Kurduğu devlette orduyu siyaset dışında tutmak için bilinçli bir tutum izledi. Kralların ve sivil cumhurbaşkanlarının bile törenlerde üniforma giydikleri bir dönemde, iki istisna dışında, savaş meydanlarında kazanmış ol­duğu mareşal üniformasını bile taşımadı. Halkın karşısına hep Sivil çıkmaya özen gösterdi.
Ş.S.Aydemir; "M. Kemal'den başka şans yoktu"
Kemalizmi gereği gibi değerlendirebilmek için, oluştuğu or­tamı iyi bilmek ve gözden uzak tutmamak gerekir. O ortamı Şev­ket Süreyya Aydemir güzel özetliyor: "Toplum hayatı, bir ilkçağ ilkelliği içindeydi. Türk milleti perişanlığın, fakirliğin, çaresizliğin en ilkel düzeylerinde yaşı­yordu. Halk cahildi, bakımsızdı, sefildi. Memleket yolsuz, iş­siz, asayişsiz bir düzensizlik içinde bunalıyordu. Sonu gelmez savaşlar, İstiklal Savaşı'nda olduğu gibi millet için, millet ya­rarına da yapılmamıştı. Yüzyıllarca Anadolu ve Rumeli halkı, bizden olmayan, bizim olmayan yabancı ve uzak ülkelerde boş yere eritilmiş, gitmişti. Tarım en ilkel bir sürünüş gibiydi. Sanayi yoktu. Derebeylik, ayan, eşraf, mütegallibe nizamı alabildiğine köklüydü. Şeyhlik, müritlik, hacılık, hocalık, efsunculuk yaygın­dı. Tekkeler, zaviyeler çöküntü halinde, fakat ayaktaydı. Dağlan eşkıya sarmıştı. Bu bel vermiş yapının ve ilkel hayatın yeni bir düzene yönelişi için, Gazi Mustafa Kemalin şahsiyetinden başka bir ümit yoktu." Toplum, Batı'da çağdaşlaşmanın itici gücünü oluşturan iki temel sınıftan da yoksundu: Ne gerçek anlamıyla bir kentsoylu (burjuvazi) sınıfı vardı, ne de örgütlü bir işçi sınıfı. Dışarı ile ilişki içerisinde ticaret yaşamında etkili olan kesim ise, daha çok Müslüman olmayan azınlıklardandı. Ve işgalci güçlerle işbirliği yaptıkları için, Kurtuluş Savaşı'nın sonunda çoğunluğu ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.
Reklam