K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1197 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Parti içi demokrasinin yokluğu
Türkiye'de siyasal partiler hukukunun önündeki en büyük engel, siyasal partiler yelpazesinde demokrasiyi içtenlikle be­nimsememiş partilerin yaygınlığıdır. Ülkemizde bugün ege­men olan siyasal kültürün sağlıklı bir demokrasinin yerleşme­si için yeterince olgunlaşmış olduğunu söylemek güçtür. "Parti içi demokrasinin yokluğu", "liderler sultası" gibi söy­lemlerin yaygınlığı demokrasi kültüründeki eksikliğin bir gös­tergesidir. Partilere egemen olan kadroların büyük bir çoğun­luğu demokrasiyi bir yaşam biçimi olarak düşünmemekte, onu kendilerini siyasal iktidara götürmekle işlevini tamamlayacak bir araç olarak görmektedir. Ama asıl tehlikelisi, rejimle barışık olmayan, devletin ülke­si ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü, üniter yapısını, laik dü­zenini tartışma konusu yapan kısa ya da uzun vadede bu nite­liklerde şu ya da bu ölçüde değişiklik yapmayı amaçlayan par­tilerin siyasal partiler yelpazesinde küçümsenmeyecek bir yer tutmasıdır. Bu tür partilerin her somut olayda rejim pazarlığı­na yönelmesi, Türkiye'de demokratik bir konsensüsün varlığı­nı şüpheye düşürecek boyutlara varmıştır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Rejimi yıkma amacı güden ve bu amaca ulaşmak üzere demokrasinin kendilerine sağladığı hakları kötüye kullanan ve gerektiğinde şiddete başvurma hazırlığına yönelen partilerin, kendilerine yönelik bir yasağın varlığından ve uygulanmasından yakınmaya hak­ları yoktur.
Yüzyılımızın büyük düşünürü Kari POPPER'ın söylediği gibi, demokrasi, karşılıklı anlayış ve hoşgörünün hakim oldu­ğu bir rejimdir. Ne var ki "hoşgörü" çelişkili bir kavramdır. Sı­nırsız hoşgörü (tolerance) hoşgörüyü ortadan kaldırır. Hoşgö­rü sahibi olmayanlara hoşgörü gösterilmesi, hoşgörülü bir toplumun dayatmacılara karşı savunmasız bırakılması, hoşgö­rüsüyle birlikte, hoşgörülü kişinin kendisini de yok eder.
Ziya Gökalp
"Eski Türkler hem demokrat, hem de feminist idiler. Zaten demokrat olan toplumlar genellikle feminist olurlar... Hakan tek başına bir elçiyi huzuruna kabul edemezdi. Elçiler ancak sağda ha­kan ve solda hatun oturdukları bir sırada ikisinin birden huzuruna çıkardı. Şölenlerde, kekaşlarda, kurultaylarda, tapınmalarda ve din­sel törenlerde, savaş ve barış toplantılarında hatun da kesinlikle hakan ile birlikte bulunurdu. Kadınlar örtünmeye ilişkin hiçbir kı­sıtlama ile bağlı değillerdi," diyen; Türkler bugün bir kavim, lakin yarın bir millet, Ona uymayanlara benden yüce bir lanet, Türk hiç geriye gitmez, Türk irticayı bilmez, Lakin büyük kalbinden altun devri silinmez. Arapça ya meyletme, iran'a da hiç gitme; Tecvid'i halktan öğren, Fasih/erden işitme. Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur, Köylü anlar manasım namazdaki duanın, Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'an okunur, Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdanın, Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın.
Kur'an'da ilk emir olarak "oku" denilmektedir. Kur'an Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde hattatlar tarafından elle yazılıyordu. Hattat sayısının azlığı, elle Kur'an yazmanın zah­metli ve uzun zamana mal olması nedenleri ile, elde bulunan Kur'an sayısı çok sınırlı idi. Bu nedenle, Kur'an-ı Kerim sıradan in­sanların edinemeyeceği kadar pahalı idi. Anadolu'da yaşayan ge­niş halk yığınlarının ona elini bile sürmesi neredeyse olanaksızdı. Şeriatçılar, Kur'an'ın matbaada basılmasına şiddetle karşı çık­mıştır. Şeriatçıların bu direnişi, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı­na, hatta fiilen Cumhuriyete kadar sürmüştür. Cumhuriyetin getirdi­ği aydınlanma sayesinde Anadolu insanı Kur'an-ı Kerim'i tanımak olanağına kavuşmuştur.
Şakir Keçeli, Şeriat Nedir? Demokrasi ile Bağdaşır mı? 1997, s.31 .·Kitabı okudu