Anayasamızın 174. maddesinde sayılan ve "Anayasaya aykırı olduğu şekilde anlaşılamayacağı ve yorumlanamayacağı" vurgulandıktan sonra İnkılap Kanunlarının en başında yazılı olduğuna göre, Tevhidi Tedrisat Kanunu Anayasa hükmü haline gelmiştir.O halde, 1) Gereğinden fazla ilahiyat fakültesi açılması, 2) İmam Hatiplik gibi din görevi görecek memurların yetişmesini sağlayacak adedi geçecek şekilde, başka bir anlatımla milyonlarca çocuğumuzu dini eğitime tabi kılacak şekilde imam hatip okulları açılması, açıkça Anayasaya ve eğitimde laiklik ilkesine aykırıdır.
Bir partinin genel başkanı sıfatını taşıyan bir kişinin laikliğe aykırı her sözü ve eylemi parti kapatma nedenidir. Milletvekili, hatta başbakan olması partiyi sorumluluktan kurtarmaz.
Genel Başkan Necmettin Erbakan dahil, Refah Partisi'nin tüm yöneticileri, kendilerine oy getirdiği inancıyla hemen her konuşmalarında, okullarda ve hatta devlet dairelerinde başörtüsü ile öğrenim görme ve çalışmanın Anayasal bir hak olduğunu ısrarla iddia ederek halkı kışkırtmışlar, eylemler düzenlemişler, hatta Genel Başkan Erbakan "iktidar olduklarında rektörlerin başörtüsüne selam duracağını" bir seçim konuşmasında ileri sürebilmiştir.
"Başörtüsü" konusunda yapılan eylemlerin yaygınlığı, bu hususta parti üyelerince ve yöneticilerince binlerce konuşma yapıldığının dikkatli televizyon izleyicilerince dahi açıklıkla saptanması karşısında ; bu partinin yalnız bu konudaki eylemleri, söz ve davranışları bile , laikliğe aykırı eylemlerin odağı haline geldiğini kabule yeterlidir.
Fransız Yazar Elizabeth Badinter şöyle diyor: "Cumhuriyet okuluna giderken, insanlar farklılıklardan arınmalılar. Bunun sonu yok. Bugün türbana 'evet' derseniz, yarın, Teleban'ın tepeden tırnağa kapalı gözleri bile görünmeyen kızlarına ne diyeceksiniz? Unutmayın ki , bazı ülkelerde, kadınlar başlarını kapatmadıkları için öldürülüyorlar."
Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, Cumhuriyet, 24 Ekim 1997.·Kitabı okudu
Demokrasilerde, Anayasal ve yasal şartlar oluşmuşsa, iktidardaki bir partinin icabında kapatılmasıyla yetinilmez ve böyle bir partinin yöneticileri, TCK'nın 146. maddesinde müeyyideye bağlanmış "Anayasayı ihlal" suçunun sanığı dahi olabilir. Parti kapatma nedenlerinin tümünün Anayasada yazılı olması şart değildir. Yasa koyucu gerekiyorsa Anayasada yazılı olmayan parti kapatma nedenleri kabul edebilir. Yeter ki "Siyasi Partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları" olduğuna dair Anayasa hükmü ile, "Parti kurma ve örgütlenme özgürlüğü" hakkının özü zedelenmiş olmasın. Özellikle Cumhuriyetimizin niteliklerini korumaya yönelik parti kapatma nedenlerinden hiçbirinin, Anayasada yazılı olmasa bile Anayasaya aykırı olduğu düşünülemez.
Refah Partisi'nin kitap haline getirdiği
"Ön Savunma" nın 63. sahifesinde,
"Bir iktidar partisi için kapatma mekanizmasının işlemesi düşünülemez" denmektedir. Yani iktidara geçen parti, istediği gibi Anayasayı ihlal edebilecek ve kendisinden hesap sorulama
yacak!
Anayasa dışı eğilimi olan partiler, geniş taban bulurlarsa ve hele iktidarda olurlarsa, demokrasi için "açık ve yakın tehlike doğurma" ihtimalleri artar.
Almanya'da iktidar olan Nazi Partisi'nin, İtalya'da iktidar olan Faşist Partinin Yaptıklarını hatırlayalım.