K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1198 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Kur'an'da ilk emir olarak "oku" denilmektedir. Kur'an Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde hattatlar tarafından elle yazılıyordu. Hattat sayısının azlığı, elle Kur'an yazmanın zah­metli ve uzun zamana mal olması nedenleri ile, elde bulunan Kur'an sayısı çok sınırlı idi. Bu nedenle, Kur'an-ı Kerim sıradan in­sanların edinemeyeceği kadar pahalı idi. Anadolu'da yaşayan ge­niş halk yığınlarının ona elini bile sürmesi neredeyse olanaksızdı. Şeriatçılar, Kur'an'ın matbaada basılmasına şiddetle karşı çık­mıştır. Şeriatçıların bu direnişi, on dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısı­na, hatta fiilen Cumhuriyete kadar sürmüştür. Cumhuriyetin getirdi­ği aydınlanma sayesinde Anadolu insanı Kur'an-ı Kerim'i tanımak olanağına kavuşmuştur.
Şakir Keçeli, Şeriat Nedir? Demokrasi ile Bağdaşır mı? 1997, s.31 .·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
"Şeriatçı"ları en iyi değerlendiren yine büyük Atatürk olmuştur. Şöyle diyor Nutuk'ta: "Rauf Bey ve arkadaşlarının kurdukları parti 'muhafazakar' adı altında ortaya çıkmış olsaydı, belki bir anlamı olurdu. Fakat bizden daha çok cumhuriyetçi ve bizden daha çok ilerici olduklarını iddia­ya kalkışmaları elbette doğru değildi. 'Parti, dini düşünce ve inanç­lara saygılıdır' ilkesini bayrak olarak eline alan kimselerden iyi niyet beklenebilir miydi? Bu bayrak, yüzyıllardan beri cahilleri, bağnazla­rı ve hurafelere inananları kandırarak özel çıkarlar sağlamaya kalk­mış olanların taşıdıkları bayrak değil miydi? Türk milleti, yüzyıllar­dan beri, sonu gelmeyen felaketlere, içinden çıkabilmek için büyük fedakarlıkların gerekli olduğu pis bataklıklara, hep bu bayrak göste­rilerek sürüklenmemiş miydi? Cumhuriyetçi ve yenilikçi olduklarını zannettirmek isteyenlerin yine bu bayrakla ortaya atılmaları, dini bağnazlığı coşturarak, milleti, Cumhuriyete, ilerlemeye ve yenileş­meye karşı kışkırtmak değil miydi?"
M. Kemal Atatürk
"Türk milletinin içtimai nizamını ihlale müteveccih didinmeler, boğulmaya mahkumdur. Türk milleti kendisinin ve memleketinin yüksek menfaatleri aleyhine çalışmak isteyen müfsid, sefil, vatan­sız ve milliyetsiz sebeküm ağızların hezeyanlarındaki gizli ve kirli emelleri anlamayacak ve onlara müsamaha gösterecek bir heyet değildir."
Recep Tayyip Erdoğan, Refah Partisi İstanbul İl Başka­nıdır. Belediye Başkanı olduktan sonra Ümraniye Merkezinin açılı­şında; "Tutturmuşlar 'laiklik elden gidiyor.' Bu millet istedikten sonra tabii elden gidecek. Sen bunun önüne geçemezsin ki. ...Bu ülkenin % 99'u Müslüman. Hem laik, hem Müslüman olunmaz. Ya Müslüman olacaksın ya laik. İkisi birarada olunca ters mıknatıslanma yapar. Mümkün değil ikisinin birarada olması. Ben Müslümanım diyenin, aynı zamanda laikim demesi mümkün değil. Niye? Çünkü Müslümanlığın yaratıcısı Allah, kesin hakimiyet sahi­bidir. 'Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir' demek, koskoca bir yalan. ...Sandığa giderken egemenlik milletindir. Ama maddede ve manada egemenlik Allahındır. Bunu iyi kavramaya mecburuz. ...Çözüm ortada, 1.5 milyarlık İslam alemi, Müslüman Türk milletinin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız. Onun ışıkları gö­züküyor. Bu kıyam başlayacak," demiştir.
Sanık Recep Tayyip Erdoğan'a soruyorlar: "Soru ... Örneğin Kürtler biz ayrı yaşamak istiyoruz diyebilirler? Erdoğan: Bu durumda belki Osmanlı eyaletler sistemi benzeri bir şey yapılabilir... Soru: "Bağımsızlık isterlerse. Tamamen ayrılmak isterlerse ... Erdoğan: Bu toprak üzerinde böyle bir bağımsız yapıyı kurma kudreti varsa... kurar."
Hikmet Çetinkaya, Cumhuriyet gazetesi, 8 Mayıs 1998.·Kitabı okudu