K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1198 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
... Her totaliter partide, tek parti haline gelme yolunda doğal bir eğilim vardır. Bu­na karşılık bazı tek partiler, gerek felsefeleri gerek yapıları bakımından gerçek anlamda totaliter değildir. Bunun en iyi örneğini, 1923'ten 1946'ya kadar Türkiye'de tek parti ola­rak faaliyet göstermiş bulunan Cumhuriyet Halk Partisi sağlamaktadır. Bu partinin başta gelen özelliği, demokratik ideolojisindedir. Bu ideoloji, hiçbir zaman, faşist ya da ko­münist kardeşleri gibi , bir tarikat ya da kilise niteliği taşı­mamış ; üyelerine bir iman ya da bir mistik empoze etme­miştir; Kemalist devrim, özü bakımından pragmatiktir. Ödevi, Ortadoğu uluslarının modernleşmelerini önleyen başlıca engele, yani İslamiyete karşı mücadele ederek, Tür­kiye'yi 'Batılılaştırmak' olmuştur. Partinin yönetici kadrola­rının anti-klerikal ve akılcı tutumu, onları açıkça on doku­zuncu yüzyıl liberalizmine yaklaştırmıştır.(s. 359)
Maurice Duverger'in " Siyasi Partiler" adlı ki­tabında yazdıklarından (Bilgi Yayınları, 4. Bası)·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yıl 1858... modernleşme sürecindeki Osmanlı'da, büyük din ve tarih bilgini Cevdet Paşa , şeriatın da köleli­ğin yasaklanmasını gerektirdiğini gösteren uzun bir "layiha" kaleme almıştır! Ve kölelik yasaklanmıştır. Fakat Arabistan ayaklanmıştır. Osmanlı'ya karşı bu ilk Arap isyanının gerekçesi şudur: "Osmanlı, şeriatın mübah saydığı köleliği yasaklamakla Şeriat'ı yıkmaktadır."
Cevdet Paşa, 'nın Tezahir adlı fevkalade önemli ese­rinde bu konuda geniş bilgi vardır (Cilt 4, s. 101 ve deva­mı). Taha Akyol, Milliyet, 09.09.1997.)·Kitabı okudu
Atatürk, Serbest Fırka kurulurken Fethi Bey'e yazdığı ve 12 Ağustos 1930 günü basına açıklanan mektubunda şöyle diyor: "Memnuniyetle görüyorum ki , laiklik esasında berabe­riz . Zaten benim siyasi hayatta bir taraflı olarak daima ara­dığım ve arayacağım budur."
Prof. A.J. Toynbee'nin (Türk Dili, Sayı: 182) bu konudaki görüşü şöyle: "1920'lerde Türk toplumu ya gelişecek ya da ölecekti . Her ne pahasına olursa olsun yaşamayı yeğlemiştir. Bunun­la birlikte Türkiye'de tek parti yolu, hiçbir zaman faşist­nazi-komünist tipi bir diktatörlük biçimini almamıştır."
Hikmet Bayur, "Hayatı ve Eseri" (s.345) adlı ki­tabında şöyle diyor: "Atatürk yalnız bir konuda genel tartışmaya izin verme­miştir. O da dinin riyakarane sömürülmesi konusudur. Ata­türk'ün diktatörlüğü ancak ve ancak bu yönde kendini göstermiş ve tek parti usulü ancak ve ancak bu yüzden kurulup yaşamıştır."