K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1198 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Türkiye Cumhuriyeti, tarihinin hiçbir döneminde olmadığı şekil­de "irtica" tehlikesiyle karşı karşıyadır. Demokratik savunma mekanizmaları felç olmuş toplumlar, de­mokrasiyi yaşatamazlar. Anayasa Mahkemesi'nin değerli üyeleri, bugüne kadar daima ettikleri yemine sadık kalmış, Anayasal görevlerini cesaretle yap­maktan çekinmemişlerdir. Refah Partisi'nin kapatılmasına karar vermek, Türkiye Cumhu­riyeti'nin demokratikleşmesi yolunda Anayasa Mahkememizin yap­tığı hizmetlerin en şereflisi olacaktır.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Atatürk dönemi Milli Eğitim Bakanlarından Mahmut Esat Boz­kurt, "Amacımız, dedi ki diyen değil, diyorum ki diyen nesiller yetiş­tirmektir," demişti. Çağdaş bütün demokratik ülkelerde eğitim bu amaç doğrultusunda yapılmaktadır.
Bir fıkrayı bahane ederek milyonlarca emekçinin ekmeğiyle oynamaya kalkmak, toplumsal duyarlılık değil; siyasi ve ideolojik hesapların ürünüdür. Bir kesimi savunduğunu iddia ederken başka bir kesimi hedef göstermek, insanları düşmanlaştırmak ve boykot çağrılarıyla toplumu kutuplaştırmak ne ahlaka ne de demokrasiye sığar. Asıl tehlike bir fıkradan çok, insanların öfkesini körüklemek için kullanılan bu zehirli nefret dilidir. Çünkü nefret dili; düşünceyi değil düşmanlığı, eleştiriyi değil linci, diyaloğu değil ayrışmayı besler. Bugün bir fıkrayı büyütüp dev şirketleri, çalışanları ve ailelerini hedef alanlar, yarın başka bir konuda farklı insanları hedef göstermekten de çekinmeyecektir. Sorun mizah ya da eleştiri değildir; sorun, her olayı siyasi hesaplara dönüştürerek toplumu kamplara ayırmaya çalışan zihniyettir. Bu yüzden boykot edilmesi gereken şey işletmeler, çalışanlar veya insanlar değil; toplumu birbirine kırdıran, kutuplaştıran ve nefret üzerinden prim yapmaya çalışan bu zehirli söylem ve bunu yayarak söyleyenlerdir. Aklıselim sahibi herkes, kışkırtılmış öfkeye değil tutarlılığa, düşmanlığa değil sağduyuya değer vermelidir. Nefret dilini boykot edin. İnsanları değil.

Berken

@_Berken
·
Rahmi Koç: "Doktor, Kürt kadınının derdini dinlemiş. Hanımefendi, perdenin arkasına gidin, soyunun, deyince kadın, Doktor bey, demiş, ilk sen soyun." Güya komik olduğunu zannediyor, yanındaki Binali Yıldırım ve bir kadın da kıkır kıkır gülüyor. Bari kadınlığından utan! Milyarlık servetler, devasa holdingler, koca koca unvanlar... Hepsi bir araya geliyor ve ortaya çıkan vizyon kahvehane köşesindeki en leş, en düzeysiz muhabbeti geçemiyor. Gerçekten tam bir sefalet. ​Karşılıklı geçip, içinde hem katıksız bir ırkçılık barındıran hem de kadını aşağılıkça nesneleştiren bir salaklığa sırıta sırıta gülüyorlar. Bir kadının varlığını, bir halkın kimliğini kendi aralarındaki o sığ ve çiğ eğlenceye meze yapacak kadar alçalmışlar. İşin acı tarafı, bunu yaparken ne kadar iğrenç durduklarının farkında bile olmayacak kadar fildişi kulelerine hapsolmuşlar. ​Sizin o parlatılmış elit kimliklerinizin altından resmen lağım akıyor. Ne o kibirli takım elbiseleriniz ne de oturduğunuz o yüksek koltuklar zihninizdeki bu çürümüşlüğü, bu ırkçı ve eril zihniyeti gizlemeye yetmiyor. ​Bu saygısızlığı, bu kibri sadece kınamak yetmez. Opet'ten Yapı Kredi'ye, Arçelik'ten Koçtaş'a kadar bu holdinge ait ne varsa boykot ediyoruz. Parasıyla her şeyi satın alabileceğini, herkesi aşağılayabileceğini sanan bu feodal, ırkçı kafaya tepkimizi tüketimden gelen gücümüzle veriyoruz. ​Bu çirkinliğe ortak olmayın, tepkinizi koyun ve boykotu büyütün!
1000Kitap
Zorunlu din kültürü öğretiminin konuları, göksel (semavi) olsun olmasın tüm dinlerin tarihçesi, felsefesi, doğuşu ve gelişmesi, ah­lak kuramları gibi konulardır. Bu derste, dinlere ilişkin genel bilgiler verilir. Nesnel biçimde, dinlerin ibadet dışındaki yönleri anlatılır. Zo­runlu öğretim, toplumdaki yaygın dinsel inançları öğreten ve böyle­ce çevresindeki insanlarla uyum içinde yaşayacak kişileri yetiştir­meyi amaçlayan bir 'kültür ve ahlak' öğretimidir. Zorunlu ders, İs­lam dininin öğretildiği ders değildir. Yalnızca İslam dininin öğretile­ceği ders, isteğe bağlı olandır. Ne var ki, isteğe bağlı eğitim ve öğ­retim, uygulamada yalnızca İslam dininin öğretilmesiyle kalmamak­ta, programını belli bir mezhebe özgüleyerek toplumsal barışı tehli­keye düşürücü boyut kazanmaktadır. Anayasanın 24. maddesi yorumlanırken, 42. maddesi gözden uzak tutulmamalıdır. Bu maddede, tüm eğitim ve öğretimin, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre, devletin gözetim ve denetimi altında verileceği, bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim kurumları açılamayacağı belirtilmiştir. Bu madde, zorunlu din kültürü öğretimi dışında kalan isteğe bağlı din­sel eğitim ve öğretim programının da Atatürk ilke ve devrimleri ile çağdaş bilim ve eğitim esasları gözetilerek saptanmasını zorunlu kılmaktadır.
Bülent Serim, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri, Cumhuriyet gazetesi, 30.07.1997.·Kitabı okudu
Medine Sözleşmesi ile başlatılan sistemin, belli bir dönem için geçerli olduğu, daha sonra uygulana­ madığıdır. Medine'nin farklı inanç grupları arasında yer alan 'müşrikler', yani puta tapanlara sözleşme ile birlikte tanınan özgürlük, daha sonra ortadan kaldırılmıştır. Medine'den gelen Tevbe suresi, bu konudaki anlaşma hükmünün iptalini açıkça anlatmaktadır. 'Al­lah ve Resulünden, antlaşma yaptığınız müşriklere ihtardır' diye başlayan sure, dört ay içinde Allahın bir olduğunu kabul etmedikleri takdirde öldürüleceklerini bildirmektedir. Tevbe suresinin 2. ayetin­de bu süre açıkça belirtilmiştir. 'Dört ay yeryüzünde dolaşın, bilin ki siz, Allahı aciz bı rakamazsınız ve Allah, kafirleri rezil edecektir.' Müşriklerin tevbe etmeleri ve İslama dönmeleri halinde öldürülme­lerine gerek yoktur. Ancak İslamı kabul etmeyenlerin öldürülmeleri Kur'an'da emredilmektedir. 'Haram aylar çıkınca Allaha ortak ko­şanları nerede bulursanız öldürün; onları yakalayın, hapsedin ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin. Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekat verirlerse yollarını serbest bırakın.' (Tevbe Suresi/5.)
Prof. Dr. Nur Serter, Dinde Siyasal İslam Tekeli, 1997, s. 97-101.·Kitabı okudu