K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1198 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
1949 Federal Almanya Anayasası 'mücadeleci demokrasi' tipi­ni yeğlemede İtalyan Anayasası'ndan daha cesur bir düzenleme getirmiştir. Federal Almanya Anayasası'nın 21. madde 2. fıkrasına göre, herhangi bir siyasi partinin, gayesi ve taraftarlarının davranı­şıyla özgür demokratik düzeni kayıtlamayı veya ortadan kaldırmayı veya Federal Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmeyi amaç edinmesi, o partinin kapatılmasını gerektirir. Almanya'da bu hüküm üç defa uygulanmış ve Federal Almanya Mahkemesi, 23 Ekim 1952 tarihinde Sosyalist Rayh Partisi'nin (Sozialistische Reichspar­tei), 17 Ağustos 1956 tarihinde de Almanya Komünist Partisi'nin (Kammunistische Partei Deutschlands) kapatılmasına hükmetmiş­tir.
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"'Mücadeleci demokrasi' eğiliminin etkisiyle 1930 yıllarından itibaren demokratik düzeni ve devletin bağımsızlığı ile bütünlüğünü tehdit eden siyasi kuruluşlara engel olmak için bazı önlemler alın­maya başlanmıştır. Toplumun türdeş bir bünyeye sahip olmadığı ülkelerde din ve ırk bakımından bölücü partilerin, devletin ve onun topluluk unsurunun bütünlüğünü tehlikeye sokan yöntemlerle mü­cadele etmeleri nedeniyle kurulmalarına ve yabancı devletlere ilti­haklarına engel olmak için alınan önlemler bu türdendir."
Arif Pa­yaslıoğlu, Siyasi Partiler, s. 110.·Kitabı okudu
İkinci Dünya Savaşı öncesi olayları göstermiştir ki, faşist ka­rakterli partiler, liberalizmin geleneksel özgürlük anlayışından ya­rarlanarak, planlı saldı rılarla demokratik kurumları sistemli bir şekil­de tahrip etmiş ve demokrasiyi yıkmışlardır. Kaynağını ve gücünü, toplumun ilerlemesine karşı direnen ha­kim sınıflarda bulan bu saldırıların ceza kanunlarıyla önlenemeye­ceği bütün bu tecrübeler sonucunda anlaşılmıştır. Liberal anlayış, devlet düzeninin ancak bireysel bir eylemle tehlikeye düşürülebile­ceğini tasawur etmiş ve bu eylemlerle mücadele için ceza kanun­larını yeterli saymıştır. Ceza kanunlarındaki devlet aleyhine işlenen cürümlerle ilgili bölümler bu görüşün eseridir. Bir siyasi grubun de­mokratik düzeni yıkma faaliyetinde ise durum değişiktir. Bu faaliyet­ler sonucunda düzen yıkıldıktan sonra artık cezalandırma imkanı kalmamaktadır. Bütün bu gerçekler karşısında bazı ülkelerde, "Klasik-liberal demokraside eski tevekkülü terk eden bir dönüş olmuş ve Loe­wenstein'ın da 'ateşe ateşle mukabele' şeklinde ifade ettiği üzere demokraside mücadeleci bir eğilim başgöstermiştir."
Prof. Dr. Münci Kapani, Freedom to Destory Freedom, Hirsch'e Armağan, s. 266.·Kitabı okudu
"Demokrasilerde siyasi parti kapatılamaz" görüşü doğ­ru değildir. Klasik demokrasi teorisyenlerinden MAYO, demokrasinin ko­runması için, siyasi parti çalışmalarının anayasal sınırı aşmaması gerektiğini ileri sürüyor. (Henri B. Mayo, Demokratik Teoriye Giriş, s. 127.)
"Efendiler: Yeryüzünde üçyüz milyonu mütecaviz İslam vardır. Bunlar ana, baba, hoca terbiyesiyle, terbiye ve ahlak almaktadırlar. Fakat maalesef hakikat şudur ki, bütün bu milyonlarca insan kitlele­ri şunun veya bunun esareti ve zillet zincirleri altındadır. Aldıkları manevi terbiye ve ahlak onlara bu esaret zincirini kırabilecek mezi­yeti, insaniyeti vermemiştir, veremiyor. Çünkü terbiye hedefleri milli değildir."
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, cilt 2, s. 198.·Kitabı okudu