K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1198 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
"Birtakım şeyhlerin, dedelerin, seyitlerin, çelebilerin, babaların, emirlerin arkasından sürüklenen ve alınyazılarını ve canlarını, falcıların, büyücülerin, üfürükçülerin, muskacıların ellerine bırakan insanlardan meydana gelmiş bir toplulukla çağdaş uygarlık düzeyi­ne ulaşılamaz."
Atatürk Nutku, cilt 2, 6. Basıkı, s. 655.·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"Dünyaca bilinmektedir ki, bizim devlet idaresindeki ana prog­ramımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı si­yasetler, idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır. Fakat bu prensipler gökten indirildiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaibten değil, doğ­rudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, s. 405.·Kitabı okudu
"Türkiye Cumhuriyeti'nin resmi dini yoktur. Devlet idaresinde bütün kanunlar, nizamlar bilimin çağdaş medeniyete sağladığı esas ve şekillere, dünya ihtiyaçlarına göre yapılır ve uygulanır. Din anlayışı vicdani olduğundan, Cumhuriyet, din fikirlerini devlet ve dünya işlerinden ve siyasetten ayrı tutmayı milletimizin çağdaş iler­lemesinde başlıca başarı etkeni görür."
Medeni Bilgiler, 1932 Ba­sımı, s. 56.·Kitabı okudu
Atatürk, Me­deni Bilgiler, s. 21 , 364 ve devamı
"Din birliğinin de bir millet teşkilinde etkili olduğunu söyleyen­ler vardır. Fakat biz, bizim gözümüz önündeki Türk milleti tablosun­da bunun aksini görmekteyiz. Türkler İslamiyeti kabul etmeden evvel de büyük bir millet idi. İslamiyeti kabul ettikten sonra, bu din, ne Arapların, ne aynı dinde bulunan Acemlerin ve ne de Mısı rlıların vesairenin Türklerle birle­şip bir millet teşkil etmelerine hiçbir etki yapmadı. Bilakis Türk mil­letinin milli bağlarını gevşetti; milli hislerini, milli heyecanını uyuş­turdu. Bu pek tabii idi. Çünkü İslam dininin gayesi, bütün milliyetle­rin üstünde, kapsayıcı bir Arap milliyeti siyasetine indirgeniyordu. Bu Arap fikri, ümmet kelimesi ile ifade olundu. Bu dini kabul eden­ler, kendilerini unutmaya, hayatlarını Allah kelimesinin her yerde yükseltilmesine hasr etmeye mecburdurlar. Bununla beraber, Alla­ha kendi milli dilinde değil, Allahın Arap kavmine gönderdiği Arap­ça kitapla ibadet ve yakarmada bulunacaktı. Arapça öğrenmedikçe Allahın ne dediğini bilmeyecekti. Bu vaziyet karşısında Türk milleti birçok asırlar, ne yaptığını ne yapacağını bilmeksizin, adeta, bir ke­limesinin manasını bilmediği halde, Kur'an'ı ezberlemekten beyni sulanmış hafızlara döndüler. Başlarına geçebilmiş olan haris ser­darlar, Türk milletince, karışık cahil hocalar ağzıyla, ateş ve azap ile müthiş bir muamma halinde kalan, dini, hırs ve siyasetlerine alet ittihaz ettiler. Milli duyguyu boğan, fani dünyaya kıymet verdirmeyen, se­faletler, zaruretler, felaketler his olunmaya başlayınca, asıl hakiki saadete o öldükten sonra ahirette kavuşacağını vaat ve temin eden dini akide ve dini his, millet uyandığı zaman onun şu acı haki­katı görmesine mani olamadı. Bu feci manzara karşısında kalanlara, kendilerinden evvel ölenlerin ahiretteki saadetlerini düşünerek veya bir
M. Kemal Atatürk
"Biz milliyet fikirlerini tatbikte çok gecikmiş ve çok ilgisizlik göstermiş bir milletiz. Bunun zararlarını fazla faaliyetle telafiye ça­lışmalıyız... Çünkü tarih, hadiseler ve müşahedeler, insanlar ve mil­letler arasında, hep milliyetin hakim olduğu gösterilmiştir... Özellikle bizim milletimiz, milliyetini ihmal edişinin çok acı ce­zalarını çekmiştir. Osmanlı İmparatorluğu içindeki çok çeşitli top­lumlar hep millet inançlarına sarılarak, milliyetçilik idealinin kuvve­tiyle kendilerini kurtardılar. Biz ne olduğumuzu, onlardan ayrı ve onlara yabancı bir millet olduğumuzu, sopa ile içlerinden kovulunca anladık. Kuvvetimizin zayıfladığı anda bizi hor ve hakir gördüler. Anla­dık ki, kabahatimiz kendimizi unutmuş olduğumuzmuş. Dünyanın bize hürmet göstermesini istiyorsak, ilk önce biz kendi benliğimize ve milliyetimize bu hürmeti; hissi, fikri ve fiili olarak bütün davranış ve hareketlerimizle gösterelim; bilelim kim milli benliğini bulmayan milletler başka milletlerin avıdır."
Atatürk'ün, 26 Mart 1923 tarihli Hakimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlanan konuşması.·Kitabı okudu