"Demokrasi her şeyden önce laikliğe dayanır. Gerçek demokrasiler laik olanlardır. Zira demokrasinin iki önemli unsuru özgürlük ve eşitliktir. Bu unsurların gerçekleşmesi, ancak dini zorlamaların olmadığı laik toplumlarda mümkündür."
Bir siyasi partinin laik Cumhuriyet ilkelerine aykırı eylemlerin odağı haline gelip gelmediği, Siyasi Partiler Kanununun 103. maddesi göz önünde tutularak değil, Anayasamızın 69. maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 68. maddesinin dördüncü fıkrası göz önünde tutularak belirlenmelidir.
Siyasi Partiler Kanunu tümüyle yürürlükten kaldırılsa, Anayasamız doğrudan uygulanarak bir siyasi parti kapatılmayacak mıdır? Elbette kapatılabilecektir ve bu konuda doktrinde oybirliği vardır.
Özel yasa olan Siyasi Partiler Kanunu yürürlükte olduğu sürece, açık ve net olan Anayasa hükümleri dahi uygulanamaz, kaldırılsa uygulanabilir demek de mümkün değildir. Çünkü Anayasa hükümlerinden hiçbiri 'yedek norm' niteliğinde değildir ve normlar hiyerarşisinde en üst mevkidedir.
Bütün bu nedenlerle Başsavcılığımız, laiklik ilkesine aykırı eylemlerin odağı haline geldiği için Refah Partisi hakkındaki kapatma istemini, Anayasamızın 69. maddesinin altıncı fıkrası yollamasıyla 68. maddesinin dördüncü fıkrasına dayanarak yapmıştır.
9 Ekim 1925 günü Cumhuriyet Savcılarına seslenirken büyük Atatürk;
"Devrime karşı koyan muhalefetin özgürlükten ve yasadan yararlanmaya hakkı yoktur. Bireyin değil , bireylerin tamamını ifade eden toplumun ve devletin yararı her düşünce ve kaygıdan önce gelmelidir. Sınırsız bireysel özgürlük ve kişisel çıkar peşinde olanlar, kendi emellerini, çıkarlarını ulusun yüksek çıkarları ve özgürlüğünden üstün tutanlardır. Sınırsız kişisel özgürlükler, kişisel çıkarlar, uygar ve düzenli toplumları , devletleri yıkarak anarşiyi ve çoğunlukla da zorbalığı yaratır. Anarşi ve zorbalık, doğrunun yanlışa, zayıfın güçlüye yenilmesi sonucunu doğurur."
Atatürkçülerin benimsediği demokrasi anlayışı, çağdaş demokratik ülkelerin hemen hepsi tarafından benimsenip hayata geçirilen, Batılı bilim adamlarının kullandığı deyimle 'militan' , Alman Anayasa Mahkemesi'nin kullandığı deyimle 'kavgacı, mücadeleci' , yani düşmanlarına karşı kendini savunmaktan kaçınmayan demokrasi anlayışıdır.
'Gerici' güçlerin safında ve onlarla omuz omuza savaş veren kişilere dünyanın hiçbir yerinde 'aydın' denmez . Ülkemizin gerçek aydınları , çağdaş bir demokratik yaşamın gerçek savunucuları, Atatürkçülerdir.