K491

K491
Paylaşımlarımı lütfen okuyarak beğenin ve yorum yapın.
İktisadî ve İdarî Bilimler
1198 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Atatürk 'fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' kuşaklar yetiştirilmesini istiyor­du ve gerçekleştirdiği çağdaş eğitim reformu ile bunu sağla­maya çalıştı. Şimdi bazılarımız tarikat okullarına meşruluk kazandırmak gayretlerine giriyor. Sormak istiyorum, 'fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür' kuşakları tarikat okulların­da mı yetiştireceğiz? Bu kişiler bir yandan Atatürk'e övgü­ler düzerken, öte yandan onun ilkelerini ve özellikle aydın­lanma devrimini yok edecek bu tür önerilerde bulunuyorlar­sa, bu, en basit ifadesi ile samimiyetsizliktir. Dinin, ulus birliğini sağlamada bir tutkal rolü oynayabileceğini ifade edenler, büyük bir kavram kargaşası içine düşmüşlerdir. Dinler ulus birliğinin değil , olsa olsa ümmet birliğinin tutka­lı olabilirler.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kanımca, cumhuriyet ile demokrasiyi ülkemiz açısından farklı kavramlar olarak kabul etmek de yanlıştır. Ülkemizde , tam ve mükemmel olmasa dahi demokrasiyi getiren rejim laik cumhuriyet rejimi olmuş­tur. Laik cumhuriyet yok edildiği takdirde demokrasi de, belki de bir daha gelmemek üzere gidecektir.
Demokrasiyi kullanarak, demokrasiyi yıkmak
Anayasa Mahkememiz çok haklı olarak, gerektiğinde dinsel hak ve özgürlüklere sınır getirebileceğini bir kararında şöyle belirti­yor: Kamu düzeninin ve haklarının koruyucusu sıfatı ile, dinsel hak ve özgürlükler konusunda devlete denetim yetki­sinin tanınması ; kamu düzeni, kamu güvenliği ve kamu ya­rarını korumak amacı ile sınırlar getirilmesi mümkündür. Biz de Anayasa Mahkememiz gibi düşünüyor, özgürlüklerin de sınırının olacağına inanıyor ve bu nedenle demokrasinin, demokrasiyi yok etme özgürlüğünü de içerdiği düşüncesine katılmıyoruz . Demokrasinin olanaklarını kullanarak demok­rasiyi yıkma hakkı yoktur. Dünyanın hiçbir ülkesi ve ulusla­rarası insan hakları kuruluşlarının hiçbiri böyle bir hak tanı­mamaktadır. Ülkemiz açısından, laikliği ortadan kaldırmak, aydınlanma devrimini yok ederek tekrar karanlık bir teokra­tik rejime bizleri mahkum etmek isteyenlere her türlü olana­ğı tanırsak, bunun adı demokrasiye hizmet değil, demokra­siye ihanet olur.
Düşmanlarıyla mücadele etmeyi beceremeyen bir demokrasi ayakta duramaz. Cin çağırmayı, sa­vunma mekanizmalarımızı felç etmeyi demokratlık sayıyorlar. Göreceksiniz çağırdıkları cinlerin önün­den önce kendileri kaçacak. Kamu düzenimizi sağla­yamazsak akan kanı durduramayız. Ekonomimizi felç ederiz. Demokrasimizi koruyamayız.
Artık siyasal İslamcılarla , bölücüler Cumhuriyetimize karşı el ele . Neredeyse bize "Ne mutlu Türküm diyene" demeyi ya­saklayacaklar.