Kurbanla celladın bir araya geldiği bir diyardır orası.
Kanımca aynı karanlık ya da neredeyse aynı karanlıklardır. Kötülüğün göz ardı edilemeyeceği bir diyardır. Orada, her yerdedir, her şeyin rengini, tadını değiştirir. Onu görmezden gelmek ya da unutmak diye bir seçenek yoktur zira ondan ne kadar kaçarsanız o da sizi o kadar çabuk yakalar. Ama içine dalmadan kenarında durabilirsiniz. Bu dünyanın eşiğinde kalmayı öğrenmek, işte meydan okuma budur, kaderlerimizin ipi üzerinde cambazlar gibi yürümektir. Tökezlemek ama yine de düşmemek. Düşmemek. Düşmemek.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir keresinde, iki dünya savaşı konusunda uzmanlaşmış bir büyük tarihçinin, askerlerin çatışma alanlarında neden en kötü şiddet eylemlerini gerçekleştirdikleri sorusuna şu yanıtı verdiğini duymuştum: Çünkü yapabiliyorlar.
Yırtıcılar çoğunlukla narsisistik kişiliklerdir; kendilerinden bahseder hatta ba zen bir merhamet hezeyanına sürüklerler, hele ki suçlu olmadan önce kendileri de kurban olmuşlarsa.
Her halükarda demek istediği, bana tecavüz etmeye yönelik duyduğu ihtiyaca direnmek için yapabileceği hiçbir şeyin olmadığıydı. Ben de, direnebilmek için bir şey yapamadım. Birine anlatabilirdi, diyebilirsiniz. Ben de yardım isteyebilirdim. Ama aslında yapamıyordum. Bu dramın özgül doğası da bu: Bunun hakkında konuşulamıyor, istense bile konuşulamazdı.
Yetişkinlerin dünyası genellikle gridir, grinin bin bir tonundadır ve zaferlerimiz gibi hezimetlerimizin de sivri uçları bu grinin aşındırıcı doğasınca törpülenir. Çocuklar siyah ve beyaz da yaşarlar.