Küçük Prens tilkiyi evcilleştirdi. Ayrılık saati yaklaşınca tilki: "Ah," dedi "gözyaşlarımı tutamayacağım." "Suç sende," dedi Küçük Prens. "Sana kötülük etmeyi düşünmemiştim, kendin istedin evcilleşmeyi." "Orası öyle." "Şimdi de gözyaşlarını tutamıyorsun." "Orası öyle." "Öyleyse bundan bir kazancın olmadı!" "Oldu, oldu," dedi tilki, "başak tarlaları meselesi..."
''... 'Git, bir daha bak güllere. Seninkinin eşsiz olduğunu anlayacaksın. Sonra gel, helalleşelim; sana bir sır vereceğim.' Küçük Prens, güllere bir daha bakmaya gitti: 'Siz benim gülüme hiç mi hiç benzemiyorsunuz. Şimdilik değersizsiniz. Ne sizi evcilleştiren olmuş ne de siz kimseyi evcilleştirmişsiniz. Tilkim eskiden nasılsa, öylesiniz. O da önceleri tilkilerden bir tilkiydi ama ben onu dost edindim. Şimdi dünyada bir tane o.' Güller güç duruma düşmüşlerdi. 'Güzelsiniz ama boşsunuz,' diye ekledi. 'Kimse sizin için canını vermez. Buradan geçen herhangi bir yolcu benim gülümün size benzediğini sansa bile o tek başına topunuzdan önemlidir. Çünkü üstünü fanusla örttüğüm odur, rüzgârdan koruduğum odur, kelebek olsunlar diye bıraktığımız birkaç tanenin dışında bütün tırtılları uğrunda öldürdüğüm odur. Yakınmasına, böbürlenmesine, hatta susmasına kulak verdiğim odur. Çünkü o benim gülümdür o.' ''
... Sonra tilkiyle buluşmaya gitti:
“Hoşça kal,” dedi.
“Hoşça git,” dedi tilki. “Vereceğim sır çok basit: İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
“Gerçeğin mayası gözle görülmez.”
“Gülünü bunca önemli kılan, uğrunda harcadığın zamandır.”
Küçük Prens unutmamak için tekrarladı:
“Uğrunda harcadığım zamandır.”
“İnsanlar bu gerçeği unuttular, sen unutmamalısın. Evcilleştirdiğin her şeyden her zaman sen sorumlusun. Gülünden sen