• 632 syf.
    ·9 günde·Beğendi·9/10
    Oblomov uzun zamandır merak ettiğim ve okuma listemde bulunan bir kitaptı. Büyük bir keyifle okudum. İçimde yeni bir kitap bitirmenin mutluluğu var yine, üstelik hayatımıza dokunabilecek bir kitap.

    Roman genel anlamda dört ana bölümden oluşuyor. Birinci bölüm içerisinde yer alan "Oblomov'un Rüyası"nı da ayrı bir bölüm olarak değerlendirirsek beş ana parçaya ayırabiliriz.

    İlk bölüm benim için çok keyifliydi, Oblomov yani İlya İlyiç karakterinin okuyucuya resmedildiği bu bölümde bir tiyatro eseri izliyormuş hissine kapıldım. Oblomov'un tembel ve uyuşuk halleri onun uşağı(Zahar) ile diyalogları tıpkı bir tragedya gibi kaleme alınmış. Onların bu trajikomik halleri beni hayli güldürdü. Bu bölümde Oblomov benzer davranış örüntüleri gösteriyor bu sebeple cümleler yer yer kendini tekrar ediyor gibi görünse de karakteri anlatmak ve onun anlaşılması bakımından elzem olduklarını düşünüyorum.

    Üzerinde durulmadan geçmememiz gereken bir diğer bölüm ise Oblomov'un Rüyası. Yani Oblomov'u Oblomov yapan bölüm. Onun çocukluk dönemini, aile ortamını, yetiştirilme tarzını gözler önüne seriyor. Yerinde duramayan afacan bir çocuğun Oblomovka'daki alışkın olduğu dünya ile bu hale nasıl geldiğini tam olarak bu bölüm ile anlıyor ve belki de onun bu uyuşuk haline hak verip üzülüyorsunuz.

    İkinci bölüm artık karakteri yani "Oblomov" tipini tanıdıktan sonraki süreci kapsıyor. Bununla birlikte Ştolts karakterini bize tanıtıyor (Oblomov'un Rüyası'nda Oblomov' u anlattığı gibi) ve böylece birbirine zıt iki farklı ortamda yetişmiş iki faklı karakterle tanışmış oluyoruz.
    Bu bölüm İlya'nın geçirdiği değişimlerin kalıcı olup olmayacağının sorgulandığı ve üçüncü bölümdeki bazı ifadelerle biraz da tahmin edilebildiği bir bölüm. İlya bir itici güç buluyor bu uyuşuk hayatını sırtından atmak için ve bir değişim sürecinin içine giriyor. Fakat okurken fark ediyoruz ki bizi değiştirecek tek güç içimizdeki güç. O ise bu dışsal güdü(Olga) ile hareket ediyor ve yine içinde bulunduğu çemberden çıkamıyor. Tedavisi mümkün olmayan bir hastalık gibi sarıyor vücudu Oblomovluk. İşte eğitimde de önemini sayısız defa vurguladığımız içsel güdülenmenin somut örneği Oblomov.

    Son bölüm ise tıpkı bir ağacın içten çürümesi gibi İlya'nın hayatında meydana gelen çöküşü gösteriyor bizlere. İşlemeyen demir cevheri ne kadar muazzam olsa da paslanıyor.

    Kısaca özetlemek gerekirse kitap karakterler üzerinden toplumun bir örneklimini sunmuş bize- o dönem Rusya'sını(1850 sonrası) sosyolojik olarak incelersek eminim çok farklı detaylar da göze çarpıyordur. Ben yalnızca toprak köleliğinin bu dönemlerde kaldırıldığına dair bir şeyler okudum kitap öncesinde ve önsözde de toplumsal gerçekçi bir roman olduğu yönünde ifadeler var. Yani Oblomov geçmişe özlem duyan fakat geçmişe dönemeyen bu güne ise adapte olamayan arada kalmış bir karakteri yansıtıyor belki de niceleri gibi.

    Ştolts'un söylediği bir cümle ile incelememi bitirmek istiyorum:
    "Hayır, yeni mutluluğun fecri seni telaşa düşürür, karanlığa alışmış gözlerini rahatsız eder..." (sayfa 607)


    Hepinize aydınlığa alışmış gözler, İlya'nınki gibi bir kalp ve Ştolts gibi bir dost diliyorum. :)

    Sevgi ve kitapla kalın...
  • 162 syf.
    ·Puan vermedi
    28 Ağustos 1982'den, 9 Eylül 1982'ye kadar 13 gün boyunca 7 kamyonla taşınan 133.607 kitap; 28 Mayıs 1985'te sıkıyönetim komutanlığınca yakılarak imha edildi. Bu yakma işlemi 6 gün kadar sürdü.
    Yayıncı Süleyman EGE'nin sürecin ilk gününden bu yana vermiş olduğu hukuki-insani mücadeleyi anlatıyor. Mahkeme Başbakanlığı suçlu bulmuş ama verilen tazminat miktarı az bulunduğundan temyiz edilmiştir. Verilen kararın temyizde bozulduğu bilgisi var ama davanın nasıl sonuçlandığı konusunda maalesef kitapta bilgi bulunmuyor. Bilgisi olan arkadaşlar yazarsa gerçekten açıklayıcı olur. Anayasanın, yasaların, kanunların nasıl ihlal edildiğini, isteğe göre şekillendiğini hiç şaşırmadan okudum. Olayın üzerinden 37 yıl geçmiş ama pozitif anlamda günümüzle ilgili tek bir fark göremedim .
  • 24 bin 872 çocuk cinsel istismara maruz kaldı.
    1730 kişi iş cinayetine kurban gitti.
    303 kadın öldürüldü.
    1,5 yıl içinde 32 terör saldırısı, bir darbe girişimi oldu ve 607 kişi yaşamını yitirdi.
    143 yerin adı "Şehit olarak başlayan başka isimle değiştirildi (Sayabildiğim kadar)
    (...) Kapatılan gazete, dergi, televizyon, radyo, yayınevi, haber ajansı ve dergi sayısıyla tutuklanan gazetecileri siz bulun. (Ev Ödevi)
    Listede eksik olan maddeleri siz doldurun. (Ev Ödevi)
    Ot Dergisi
    Sayfa 13 - Turgut Yüksel
  • Rasûlüllah, Hudeybiye’den dönüşünde bir gün ashabına çıktı ve onlara şöyle hitabetti: "Arkadaşlar! Cenab-ı-Hak beni rahmet ve bütün âleme davetçi olarak gönderdi. (Şimdi ben size bir vazife vermek istiyorum.) Sakın havarilerin Hz. İsa’ya muhalefet ettikleri gibi muhalefet etmeyiniz!” Ashabı merakla sordu:
    "Havarilerin muhalefeti nasıl olmuştu ya Rasûlallah!?” buyurdular: "Benim size vereceğim vazifeyi o, havarilerine teklif etmiş, dini neşr için yakın yere gönderilenler razı olmuşlar; uzak yere görevlendirilenler ise memnuniyetsizlik içinde gidecekleri yerin lisanını bilmedikleri bahanesiyle imtina etmişlerdi. Derken Hz. İsa’nın Cenab-ı Hakk’a ilticasıyla onlardan her biri gidecekleri yerin lisanını gayet mükemmel bilir bir şekilde sabaha çıkarıldılar.” Ve Rasûlüllah bu konuşmasından sonra ashabından bazı kimseleri tayin ve tespit ederek yazıp mühürle diği İslâm’a davet mektuplarıyla komşu devlet hükümdarlarına ve kabile reislerine elçi olarak gönderdi.
    | İbn Hişâm III-IV, 606-607; Taberî, Târîh II, 644-646; İbn Haldûn, Târîh II, Bakıyye 36-38.