• Evet, fıtraten ebediyeti isteyen ve ebed için halkolunan ve ezelî ve ebedî bir Zât'ın âyinesi olan ve nihâyetsiz derecede nâzik ve letâfetli bulunan zîşuur bir sırr-ı insânî, zînur bir latîfe-i Rabbâniye; şu kasâvetli, ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulûmatlı ve boğucu olan ahvâl-i dünyeviye içinde, elbette teneffüse pek çok muhtaçtır. Ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.
    Risale-i Nur-Küçük Sözler/74
  • Kürt aşiret reisIeri hakkındaki bilgilerini iyi değerlendi­rerek İstiklal Savaşında ulusal direnişe yardım etmelerini istemiş ve çoğunlukla başanlı olmuştu. Yerel bir özerk-yönetim biçimi altında onlara bazı haklar ve ayrıcalıklar vaat etmişti.(69) 1923 yılında seçilen ya da daha doğrusu atanan ikinci meclis üyeleri arasında, tıpkı 1920'de toplanan birinci mecliste olduğu gibi Kürt ileri gelenleri de vardı. Doğu ve güneydoğuyu temsil eden otuz yedi milletvekili ara­sında Takrir-i Sükün Kanunu lehinde oy veren etnik Kürtler de bulunuyordu.(70) Ama yaşanan isyan, hükümetin Kürt eşrafının işbirli­ğini sağlamak yolundaki geleneksel politikaya güvenmenin yeterli olmadığına karar vermesine yol açtı.

    Fethi Beyin Maliye Vekili (ve geleceğin meclis reisi) Abdülhalik'ten (Renda) ve Dahiliye Vekili Cemil'den (Uybadın) rapor istendi. Yanya (şimdi Yunanistan'ın Yanina kenti) doğumlu olan Abdülhalik herhal­de Arnavut kökenliydi ve Cemil de Süleymaniyeliydi. (71) Her ikisi de özümleme (asimilasyon) politikası lehinde görüş bildirdi. Buna göre Kürtçe konuşulması engellenecek, Kürtlerin arasına Türkler yerleştirilecek ve bir kısmı da batı bölgelerine gönderilecekti. (...)

    Araştırmaların sonucu, 1925 Eylülünde hükümete sunulan 'Şark Islahat Planı' kapsamında açıklandı. Adı geçen bölgelerde bir genel müfettişin denetimi altında özel bir yönetim biçimi geliştirmek, da­ha önceleri Ermenilere ait olan arazilere 50.000 Türk yerleştirmek, 'tehlikeli' Kürt aileleri sürmek ve etnik Kürtlerin yaşadıklan yerler­de devlet memurluğuna alınmalarına son vermek gibi görüşler bu planda yer almıştı.(73) Ailesi doğu Anadolu'nun Malatya kentinden geldiği için kökeninde Kürtlük bulunup bulunmadığı tartışılan İs­met Paşa, Şark Islahat Planını uygulamaya koydu. Abdülhalik'in (Renda) raporuna göre, 250.000 Türk ile 117.000 Arapça konuşan insana karşılık neredeyse bir milyon Kürt'ün yaşadığı bölgenin etnik yapısı gözle görünür bir derecede değişmedi. (74) Zaman içinde demir­yollan ve devlet hizmetlerinin gelişmesiyle ülke biraz daha birbirine yakınlaştı ama Kürtlerin çoğu dışlanmışlık duygusundan kurtulma­dı ve yaşadıkları bölgelerin yoksulluğu ve geri kalmışlığı devam etti­ği için, buralara gönderilen devlet memurları tarafından sürgün ye­ri olarak algılandi.

    Köken ve kendine seçtiği yön olarak batılı olan Mustafa Kemal, Kürtlerin daha sonraları 'inkar politikası' olarak adlandıracakları ayrı bir Kürt halkının varlığını kabul etmeme görüşünü destekledi. Mustafa Kemal'in tarafını tutan ya da karşı çıkan çağdaşlaşma yan­lısı Türk milliyetçileri arasında bu konuda hiçbir tartışma olmadı. Onların ideali, Fransız dili ve kültürünün oluşturduğu Fransız ulu­su gibi, Türk dili ve kültürüyle birleşen tek bir Türk ulusu yarat­maktı. 1926 Aralığında milli eğitim bakanlığı Türklerin birliğine za­rar verdiği için Kürt, Laz ya da Çerkez gibi etnik isimlerinin kulla­nılmasını yasakladı.(75)

    Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal, halka hitaben yap­tığı konuşmalarda Kürtlerden ismen söz etmedi. 1925 Kasımında meclisin açılış konuşmasını yaparken doğudaki isyanı "irticai bir ce­reyan-ı efkar ve bir silsile-i istihzaratın" (76) (Gerici bir fikir akımı ve bir dizi hazırlığın) sonucu olarak gösterdi. Büyük Nutkunun sonunda bu Isyanı, "cumhuriyet rejimine, çağdaş yenileşmeye karşı cahilik, bağnazlık ve bir türlü düşmanlık ayağa kalkması" diye tanımlayıp Terak­kiperver Cumhuriyet Fırkasını isyancılara umut vermekle suçladı.(77) Şeyh Sait'in Kürtleri ayaklandırmak için dini söylemi kullandığı doğrudur. Ne var ki, hilafetin kaldırılmasından çok önce, o ve diğer bir­çok Kürt lider, kendi halklarına ayrı bir yönetim isteyerek, bu projenin gerçekleşmesi için yabancılardan yardım istemeye çabalamıştı.

    Mustafa Kemal, iktidara gelişinden önce ortaya çıkmış olan Kürt sorununa herhangi bir çözüm getirememişti. Bu konuyu da öteki yönetim sorunlarıyla birlikte çözmesi için İsmet Paşaya bırakmıştı. Mustafa Kemal daha çok, ülkesini çağdaş uygarlık düzeyine çıkartması için gerekli olan kültür devrimiyle ilgileniyordu. 1927 yılında Takrir-i Sükün Kanununu devrimci değişimlerin yaşandığı bir dö­nemde kaçınılmaz bir gereklik olarak savunacaktı.
  • Dün bir kitap evine girdim yeğenimin doğum günü ve mangaya bayılıyor. Gul Tokyonun 1. ve 2. Cildini aldım, kendime de Martin Eden'i aldım toplamda 81 tl tuttu. Gerçekten kitap neden bu kadar pahallı bu ülke de. Aynı kitabın Türkiye iş bankası yayını vardı aralarında 7 tl fark vardı ama karton kapak olmadığı için bunu tercih ettim kapağı tasarımı gerçekten çok hoştu diğerini alsam 74 tl tutacaktı. Gerçekten çok fazla. Bir gün olurda kitapçı olursam güzel bir kitap dükkanım olursa 1000 kitabı bedavaya dağıtacağım. Hepsi dünya klasiklerinden en beğendiklerimden.
  • According to Turkish respondents, 74 percent do not report assault or threats against them, while 90 percent do not report serious harassment.
  • Religious suffering is at the same time an expression of real suffering and a protest against real suffering. Religion is the sigh of the oppressed creature, the heart of a heartless world, and the spirit of a spiritless situation. It is the opium of the people. The [Aufhebung] of religion as the illusory happiness of the people is the demand for their real happiness. The demand to give up the illusions of their condition is a demand to give up a condition that requires illusion. The criticism of religion is therefore the germ of the criticism of the valley of tears whose halo is religion. Criticism has plucked the imaginary flowers from the chains not so that man may throw away the chains without any imagination or comfort, but so that he may throw away the chains and pluck living flowers. The criticism of religion disillusions man so that he may think, act, and fashion his own reality as a disillusioned man comes to his sense; so that he may revolve around himself as his real sun. Religion is only the illusory sun which revolves around man as long as he does not revolve around himself (1977:64).

    Source: Marx , K. ( 1977 ) [ 1844 ] Towards a critique of Hegel’s philosophy of right, in D. McLellan (ed.), Karl Marx: Selected Writings, Oxford: Oxford University Press, 63 – 74.
  • “Ve onlar ki: “Ey Rabbimiz! Bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder kıl” derler.” (Furkan Sûresi, 74. Ayeti)